15 yaşında traktör sürüp hayvancılığa başladı! ”Gençliğini köyde harcıyorsun’ diyen çok oldu’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Emine Kaya için tarım bir tercih değil, çocukluğundan beri içinde büyüdüğü bir yaşam biçimi. Çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen bir ailenin çocuğu olarak toprağın kokusunu, rüzgarın yönünü, hayvanların ritmini küçük yaşta öğrenmiş. “Akranlarım bebeklerle oynarken ben oyuncak çiftlik hayvanlarıyla oynardım” diyor. Babası tarlaya giderken onu da traktöre bindirir, o da saatlerce toprağın içinde olmaktan büyük mutluluk duyardı.

‘YAŞITLARIM BEBEKLE OYNARKEN BEN OYUNCAK ÇİFTLİK HAYVANLARIYLA OYNARDIM’

İki kardeşi ve bir ablası olan Emine, “Aile içinde dayanışma, birlikte üretme ve emeğe saygı bizim en temel değerlerimizden biri. Eğitim hayatımda bir süre şehir yaşamını da deneyimledim. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde Biyomedikal bölümünde bir yıl okudum. Ancak zamanla şehir hayatının beni mutlu etmediğini fark ettim. Kapalı alanlarda olmak, doğadan uzak kalmak, üretimden kopuk bir yaşam sürmek bana kendimi eksik hissettirdi. Şehirde her şeyin hızlı ama yüzeysel ilerlediğini, köyde ise her şeyin zor ama gerçek olduğunu gördüm. Bu farkındalıkla Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Tarım Teknolojileri Bölümü’ne geçtim. Bu sayede hem eğitimime devam edebiliyor hem de köyde aktif olarak üretimin içinde yer alıyorum. Bugün aldığım bu kararın ne kadar doğru olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyorum” şeklinde konuştu.

Tarım ve hayvancılığa olan ilgisinin bilinçli bir tercihten önce, tamamen içgüdüsel bir bağla başladığına değinen Emine, “Çocukluğumda beni en çok mutlu eden şey, tarlada olmak ve hayvanların arasında vakit geçirmekti. Akranlarım bebeklerle evcilik oynarken ben oyuncak çiftlik hayvanlarıyla oynamayı tercih ederdim. Bu, o yaşlarda bile doğaya ve üretime ne kadar yakın olduğumu gösteriyordu” dedi ve ekledi:

“Babam tarlaya gittiğinde beni de yanına alırdı. Traktörün üzerinde olmak, toprağın kokusunu hissetmek, rüzgârı yüzümde hissetmek benim için tarifsiz bir mutluluktu. O anlarda zamanın nasıl geçtiğini anlamazdım. Bugün şehir hayatını bırakıp köy yaşamını seçmemin temelinde o çocukluk anıları ve duyguları yatıyor. Şu an yaptığım işleri sosyal medyada paylaşmamın nedeni de sadece kendimi göstermek değil, benim gibi düşünen, köy hayatına özlem duyan gençlere cesaret verebilmek.”

‘ACABA BAŞKA BİR MESLEK Mİ SEÇMELİYDİM DEDİĞİM ZAMANLAR ÇOK OLDU’

“Babam iş kazası geçirdiğinde henüz 15 yaşındaydım” diyen Emine, “O yaşta birçok insanın hâlâ çocuk olduğunu düşünürsek, benim için çok erken bir yüzleşmeydi. Bir anda sorumluluklarım arttı. Traktör sürmeyi öğrenmek, tarlaya gitmek, hayvanlarla ilgilenmek zorunda kaldım. İlk zamanlar üzerimde büyük bir baskı hissettim. ‘Acaba yapabilir miyim?’ sorusu aklımdan hiç çıkmadı. Ancak babam bana her zaman güvendi. Hiçbir zaman ‘yapamazsın’ demedi. Bu güven, benim en büyük motivasyonum oldu. İşler bir anda üzerime yıkılmış gibi hissettirse de vazgeçmedim. Zorlandım, korktum ama devam ettim. Bu süreç bana erken yaşta sorumluluk almayı, güçlü durmayı ve kendime güvenmeyi öğretti. Bugün ayakta durabiliyorsam, bunun temelinde o yıllarda edindiğim deneyimler vardır” bilgisini paylaştı.

“Tarım ve hayvancılık dışarıdan bakıldığında romantik görülebilir ancak işin içinde olanlar bilir ki bu meslek büyük fedakarlık ister” diyen Emine, “Bu işin saati yoktur. Sabahın erken saatlerinde başlar, bazen gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eder. Yazın kavurucu sıcağında da kışın dondurucu soğuğunda da çalışmak zorundasınız. Özellikle kış aylarında, soğuk havada ahıra girmek, çamurun içinde çalışmak insanı fiziksel ve mental olarak zorlar. Bazen ‘Acaba başka bir meslek mi seçmeliydim?’ dediğim anlar olur. Ancak sevdiğim işi yaptığımı, kendi emeğimle ürettiğimi ve bundan mutluluk duyduğumu hatırladığımda bu düşünceler kaybolur. Bu meslek zor ama ruhumu besleyen bir meslek” ifadelerine yer verdi.

‘KADIN BAŞINA BU İŞLER YAPILMAZ DİYEN ÇOK OLDU’

Ailesinin her zaman arkasında durduğunu ancak çevresinden çok fazla olumsuz tepki aldığını dile getiren Emine, “Sigortalı bir işe gir, gençliğini köyde harcıyorsun, kadın başına bu işler yapılmaz gibi sözler sıkça söylendi. Başlarda bu sözler insanı ister istemez düşündürüyor. Ancak zamanla bu eleştirilerin beni daha da güçlendirdiğini fark ettim. Her olumsuz söz, beni daha çok çalışmaya ve kendimi ispatlamaya itti. Bugün geldiğim noktada o eleştirilerin yerini saygı ve gurur aldı. Bu da bana doğru yolda olduğumu gösteriyor. Bu süreç bana erken yaşta sorumluluk almayı, sabretmeyi ve pes etmemeyi öğretti. Kendi başıma birçok işi yapabilir hale geldim. Hayvanlara ve tarlaya verdiğim emeğin karşılığını görmek, bana gerçek başarının ne demek olduğunu gösterdi. Emek verdikçe kendime olan güvenim arttı” şeklinde konuştu ve ekledi:

“Genç çiftçi olmak, tarımın geleceğini omuzlamak demektir. Büyüklerimizin tecrübelerini alıp bunu eğitim ve teknolojiyle harmanlamak anlamına gelir. Ben tarımın geleceğinin gençlerin elinde olduğuna inanıyorum. Genç çiftçilik benim için bir unvan değil, bir sorumluluk ve bir duruştur. Kadın olarak zaman zaman fiziksel gücümün yetersiz kaldığı anlar da oluyor. Ancak bunun dışında tarımın kadın-erkek ayrımı yapılacak bir meslek olduğunu düşünmüyorum. Kadınlar da bu alanda en az erkekler kadar başarılı olabilir. Önemli olan kararlılık ve inanç.”

‘BABAM BANA HİÇBİR ZAMAN SEN KIZSIN YAPAMAZSIN DEMEDİ’

“Aldığım eğitim, tarım ve hayvancılığı sadece geleneksel yöntemlerle değil, daha bilinçli ve verimli şekilde yapmamda önemli bir rol oynuyor” şeklinde konuşan Emine, “Tarım Teknolojileri bölümünde öğrendiğim bilgiler sayesinde toprağa, ürüne ve hayvana bakış açım değişti. Eskiden büyüklerimizden gördüğümüz şekilde yapılan birçok işin aslında bilimsel bir temeli olduğunu fark ettim. Toprak analizi, doğru gübreleme, verimlilik, suyun doğru kullanımı gibi konulara daha bilinçli yaklaşmaya başladım. Elbette köyde yapılan işlerin tamamı kitapta yazdığı gibi olmuyor. Ancak eğitim sayesinde neden–sonuç ilişkisini daha iyi kurabiliyorum. Yaptığım her işin arkasındaki mantığı bilmek, bana hem güven veriyor hem de daha doğru kararlar almamı sağlıyor. Bu da hem ürün kalitesini hem de verimi artırıyor” ifadelerine yer verdi.

Tüm bu süreçlerde ailesinin kendisi için her zaman en büyük güç kaynağı olduğunu söyleyen Emine, “Annem, babam ve ablam her zaman yanımda durdu. ‘Nerede mutluysan, hangi işi yapmak istiyorsan onu yap’ demeleri benim yolumu açtı. Babamın bana hiçbir zaman ‘sen kızsın, yapamazsın’ dememesi, aksine her şeyi sabırla öğretmesi benim için çok kıymetliydi. Ailemin bana olan güveni, zor zamanlarda ayağa kalkmamı sağladı. Yanımda olduklarını bilmek, beni her zaman daha cesur kıldı. Eğer bugün bu noktadaysam, bunun en büyük sebebi ailemin desteğidir” bilgisini paylaştı.

‘TOPRAKLA, HAYVANLARA İÇ İÇE OLMAK BENİ BEN YAPAN ŞEY’

“Köylerde genç nüfusun giderek azalması beni en çok düşündüren konulardan biri” diyen Emine, “Birçok genç tarımın geleceği olmadığını düşünüyor. Köyde yaşamın zor olduğunu, şehirde daha rahat bir hayat olduğunu sanıyorlar. Ancak şehir hayatının da kendi içinde büyük zorlukları var. Doğru destekler, doğru bakış açıları ve bilinçli üretimle köylerde çok şey başarılabileceğine inanıyorum. Tarım bitmez; sadece şekil değiştirir. Gençlerin köyde kalması, tarımın sürdürülebilirliği açısından çok önemli. Ben teknolojiyi kullanan, bilinçli üretim yapan, gençlerin tarımı severek sürdürdüğü köyler hayal ediyorum. Kadınların daha görünür olduğu, üretimde daha aktif rol aldığı bir tarım yapısı istiyorum. Geleneksel bilgi ile modern teknolojinin birleştiği, sürdürülebilir bir tarım modeli benim en büyük hayalim. Köylerin sadece yaşanılan yerler değil, üreten ve gelişen alanlar olmasını istiyorum. Böylece gençler de köyde kalmayı bir zorunluluk değil, bir tercih olarak görür” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Ben ne olursa olsun yine bu yolu seçerdim. Babamın kaza geçirmesi süreci hızlandırdı ama bu benim kaderimi belirlemedi. Ben bu hayatın içinde mutluyum. Toprakla, hayvanlarla iç içe olmak beni ben yapan şey. Bu yüzden şartlar ne olursa olsun yine köy hayatını ve tarımı seçerdim. Ayrıca kadınların yapamayacağı hiçbir iş yoktur. Korkular anlaşılabilir ama aşılabilir. Hayvanlarla, doğayla iç içe olmak insana huzur verir. Gün geçtikçe elde edilen başarılar insanı daha da güçlendirir. Kadınlar tarımda sadece çalışmakla kalmaz; üretime değer de katar. Çıktığım yoldan vazgeçmediğimi görmekle, ata topraklarıma sahip çıkmakla ve koyduğum hedeflere ulaşmakla gurur duyuyorum. En önemlisi de başka kadınlara ve genç çiftçilere ilham olabildiysem, onlara ‘ben de yapabilirim’ dedirtebildiysem, işte o zaman gerçekten başarmış sayarım.”