
Oruç boyunca sindirim sistemi dinlenme moduna geçer ve mide asidi salgısı en düşük seviyeye iner. İftar anında, bu hassaslaşmış yapıya bir anda soğuk su, sıcak Ramazan pidesi, çorba ve ardından ağır et veya kızartma yemeklerinin ard arda verilmesi, tıp literatüründe “akut hazımsızlık” olarak bilinen durumu tetikler. Sindirim için gerekli kanın hızla mide ve bağırsaklara yönelmesi, kalbin pompalama hızını artırır ve bu durum iftar sonrası çarpıntı krizlerine neden olabilir.

Hızlı yeme alışkanlığının bir diğer tehlikeli etkisi ise insülin metabolizması üzerindedir. Çorbadan hemen sonra karbonhidrat ve yağ ağırlıklı ana yemeğe geçildiğinde, pankreas aşırı miktarda insülin salgılar; bu da iftardan yaklaşık yarım saat sonra kişide şiddetli uyku hali ve ağır bir yorgunluk hissine yol açar. Ayrıca, bu ani yemek yüklemesi, reflü ve gastrit şikayetlerini %50 oranında artırabilir.

Gastroenteroloji uzmanları, iftarın mutlaka “iki aşamalı” yapılması gerektiğini vurguluyor. Orucun, oda sıcaklığında bir bardak su ve bir hurma ile açılmasının ardından, ılık bir kase çorba içildikten sonra sofradan kalkılarak sindirim sistemine en az 10 ila 15 dakika süre verilmesi önerilmektedir. Bu kısa ara, beyne tokluk sinyalinin ulaşması için gerekli 20 dakikalık süreyi başlatır ve ana yemeğe geçildiğinde porsiyon kontrolünü otomatik olarak sağlar.
