Milliyet yazarları, Süper Kupa finalini değerlendirdi! ‘Hakkı olan hakkını aldı’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Süper Kupa’da final maçında Galatasaray ile Fenerbahçe, Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.

Fenerbahçe, ilk yarıda Matteo Guendouzi, ikinci yarıda Jayden Oosterwolde ile bulduğu gollerle sahadan 2-0 galip ayrıldı ve 12 yılın ardından ilk kez Süper Kupa’yı evine götürdü.

Karşılaşmanın ardından Milliyet Gazetesi yazarları, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın performanslarını değerlendirdi.

OSMAN ŞENHER – GALATASARAY HAYAL KIRIKLIĞI YARATTI

Süper Kupa maçı da olsa işini ciddiye almak lazım. Dün gece Fenerbahçe karşısında Galatasaray’ı tanıyamadım. Neredeyse Fenerbahçe kalesine şut çekmeden maçı tamamladı. Evet sarı-lacivertlilerin daha dirençli, daha gayretli, daha çok maçı kazanmak istemesini normal karşılıyorum. Ama Galatasaray’ın bütün hatlarının ortaya karakter koymamasını, doğru dürüst rakip kaleye gidememesini de anormal karşılıyorum. Orta sahada ilk yarı Torreira-Lemina ikilisi kesinlikle üstünlük sağlayamadı. Hücumda yoktular, sadece Fenerbahçe ataklarını karşılamakta görevlerini yapmaya uğraştılar.

İkinci yarı Sanchez çıkınca Lemina stopere geçti. Lemina’nın yerinde Sara oynadı. Maalesef yine değişen bir şey olmadı. Son haftaların başarılı futbolcusu Sane’nin bir tek olumlu hareketi yok. Yunus’u da bu kategoriye koyuyorum. O koşan rakip kaleye şut çeken, rakibi eksilten Yunus da dün gece ortalarda yoktu.

Barış Alper takımını hücuma çıkartan en büyük kozuydu. Ben maalesef bir tek etkili atağını göremedim. Neden sarı-kırmızılı futbolcular dünkü maçta bu kadar isteksizdiler. Bu soruya cevap veremiyorum. Bunun nedenini en iyi Okan hoca bilir. Ama o soğukta, yağmurda ve rüzgarda maça gelen 33 bin Cim Bom taraftarı sesini çıkarmasa da çok üzüldüler. Güvendikleri, bir sezon boyu yere göğe koyamadıkları takım en büyük rakipleri karşısında bütün hatlarıyla tel tel döküldü. En güvendiğim futbolcuların başında gelen Sallai bile büyük hatalar yaptı, rakibini çok kaçırdı.

Neticede şöyle diyelim; geçen sezon Fenerbahçe kupayı önemsemedi. Bu maçta da Galatasaraylı futbolcular önemsemedi. Eminim hepsinin aklı önce Gaziantep, daha sonra da sıradaki Atletico Madrid maçında. Fenerbahçe’ye gelince, dün geceki istekli futboluyla kupayı kazanmayı hak etti.

Son sözüm de maçın hakemi Halil Umut Meler için… Elimizde bu kadar kaliteli başka bir hakem yok. Bunun kıymetini bilin. Meler Türk hakemlerinin yüz akıdır.

 

HALİL ÖZER – HAKKI OLAN HAKKINI ALDI

Finalde tek taraflı bir maç izledik. Fenerbahçe her hattı ile üstündü. Hırs olarak, kalite olarak, beceri olarak hep üst düzeydeydi.

Maç belki 2-0 bitti ama skor daha da farklı olabilirdi. Galatasaray’ın yatıp kalkıp kaleci Günay’a dua etmesi lazım. Kaç tane kurtardı ben sayamadım. Duran’ın kötü gününde olması tabii ki farkın açılmasına etkendi. Ama Günay’ın hakkını sonuna kadar vermemiz lazım.

Fenerbahçe nasıl istekli ve organizeyse Galatasaray’da o kadar kötüydü. Takımda bir sıkıntı var ama çözmek mümkün değil. Maç 95 dakika oynandı ama bu uzun sürede Barış, Yunus, Sane, İcardi, Toreira, Lemina, Sallai sahada bir dakika bile gözükmedi. Ama tabii bunda Fenerbahçe’nin rakibin silahlarını en iyi şekilde durdurmasının rolü çok büyüktü. Örneğin Mert Müldür takımının hiçbir atağında yoktu. Yoktu ama Barış Alper’i yani rakibin tek silahını sahadan sildi. Sağ kanatta Eren zaten oynadı mı oynamadı mı belli değildi. Ama ne olursa olsun Galatasaray’ın bu durumu normal değildi.

Zaten Galatasaray’ın iki silahı var. Topu at Sane’ye, at Barış’a o kadar. Başka hiçbir alternatif yok. Bir de Osimhen. O da yok. Fenerbahçe oraları kilitledi maç bitti.

Guendouzi müthiş bir başlangıç yaptı. İsmail ile çok önemli bir ikili oldu. Kolay değil çarşamba günü Lazio’da maç oynayıp cumartesi hiç tanımadığı bir takımda finale çıkmak. Adam kalite olduğunu, tecrübe dolu olduğunu ilk maçta gösterdi. Son üç aydan beri yazıyorum. Fenerbahçe’nin oyun disiplini çok üst düzeyde. Hatta Avrupa’nın elit takımlarının düzeyinde. O yüzden takımda kötü oynayan varsa bile bu yüzden gözükmüyor. Mücadele ve yardımlaşma ligin üstünde. Tabii bunda Skriniar gibi bir liderin çok önemli rolü var.

Kerem ise özellikle ilk yarı muazzam oynadı. Başka kelime var mı bilmiyorum. Sallai’nin kanadını perişan etti. Eh zaten Fenerbahçe de bu adamı bu yüzden aldı.

Sonuç olarak son üç yıldır Fenerbahçe’nin rakibini bu kadar ezdiği bir maçı hatırlamıyorum.

Başta Tedesco olmak üzere Fenerbahçe takımını tebrik etmek gerekiyor.

 

ATTİLA GÖKÇE – GUENDOUZI’NİN ATEŞİ

Adına yakışır bir final izledik… Süper Kupa için dört gözle maça takıldık. Oyun aldı götürdü bizi. İlk yarıda gösteriye başlayan, kendini fark ettiren ve heyecan yaratan takım Fenerbahçe oldu. Hemen söylemeliyiz: Saran yönetimi iki içeriden (Musaba ve Mert), bir dışarıdan (Guendouzi) yaramaz çocuklar buldu. Samsunspor karşısındaki yarı final maçında 2 asistle alkışı kapan Musaba dün de sahadaydı. Ama öteki “yaramaz” çocuk, Guendouzi ayağının tozuyla çıktığı Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yağmur getiren rüzgara inat, şiddetli golüyle esti…

Oyun başlamadan çok önce Okan hocanın kaleci tercihlerine, ya da rotasyon uygulamasına bakmadan gözü kapalı yorumlarla yoğun eleştirilere yönelenler, o golle haklı (!) çıkmış oldular. Oysa o kalabalık ceza alanı içinden Fransız’ın yaptığı usta işi vuruşu görememişti, kapattığı köşeden yakalanmıştı Günay Güvenç. Her kalecinin başına gelebilecek talihsizlik örneği! Daha başka şeyler de var: Lemina ile Toreira, İsmail ve Guendouzi’ye karşı ipin ucunu kaçırıyorlardı. Yunus, Barış ve Sane de kendi ayarlarını tutturamadılar. Buna karşılık Icardi’nin oyunu çok sıcaktı. Arkadaşlarını da oyunun içinde tutabilmek için çaba gösterdi. Hücumda şut attı, kornerlerde kafaya sıçradı, savunmaya koştu, yardım etti ama, dahası olmadı. Okan Hoca, Sara ve İlkay’ı kattı oyuna… Oyunun merkezini yeniden kurmaya kalktı, olmadı.

Fenerbahçe çok istekli, coşkulu ve etkiliydi. O nedenle Oosterwolde ile 2. golü de buldular.

80. dakikadan notlarım: Fenerbahçe yüzde 39 topa sahip olma oranı ve 234 pasla daha az görünen taraftı. Ancak daha doğru oynadılar. 5’i isabetli 12 şut attılar. Ceza alanında 8 şutla tehditleri sürdürdüler. İkili mücadelelerde 53/47, top çalmada 17-14, kornerlerde 6-1 üstünlerdi. Galatasaray yüzde 61 oranında topa sahip oldu. 377 pas yaptı. 45 kez rakip ceza alanına girdi. Ancak bu hacim kaliteye dönüşmedi. Attıkları 6 şuttan 1’i isabetliydi. Ceza alanında sadece 4 şut atabildiler.

İşte Tedesco’nun oluşturduğu mutluluk tablosu. Dünkü gibi canlı ve parlak renkler taşıyan palete taktik fırça dokunuşlarıyla özlenen görüntülere imza attı, alkışları topladı.

Bırakın benim de alkışlarım var. Halil Umut Meler’e ve saha içindeki tüm emekçilere!.

 

BURCU KAPU – HAZIRLIKSIZ G. SARAY

Yeri, zamanı ve formatıyla bir kötü Süper Kupa organizasyonunu daha geride bıraktık. Kupa galibi Fenerbahçe’nin dün getirip bugün oynattığı transferiyle gol perdesini açması, ilk yarım saatte gülen tarafın sarı lacivertliler olacağını hissettirdi. Guendouzi büyük maçlarda baskıyı kıracağını, oyun hakimiyetini artıracağını gösterdi.

Galatasaray’ın üst üste üç pas zincir kuramaması, takımın bireysel performanslarının altında kalmasıyla birleşince oyun kurmak neredeyse imkânsız hâle geldi. Kanatlardan üstünlük kurulabilecekken, Fenerbahçe’nin kalabalık olduğu merkezden delmeyi denediler ve ikinci topların çoğunu rakibe bıraktılar. Oyunu rakip yarı sahaya yıktıklarında ise ön alanın hareketsizliği nedeniyle tehdit üretemediler. Sane, Yunus etkisizdi; Icardi zaten uzun süredir yok. Sarı kırmızılılar, Godot’yu bekler gibi aylardır Icardi’nin dönüşünü bekliyor.

Fenerbahçe her sezon şampiyonluğu istiyordu ama ilk kez buna gerçekten hazırlanan bir yönetim görüntüsü verdi. Derbiye her yönüyle rakibinden daha iyi hazırlanmışlardı. Böyle maçlar daha sahaya çıkmadan konsantrasyonla kazanılır. Takımların stata varış saatinden tribün organizasyonuna, dağıtılan yağmurlukların farkına kadar Fenerbahçe maçı başlamadan kazanmıştı. İki yeni transferin ilk maçlarında gol atmasıyla da pozitif hava Kadıköy’e doğru esmeye başladı.

Bu maçtan sonra sadece yönetimin hazırlıksızlığı değil Okan Buruk’un tercihleri ve takımı iyi hazırlayamamış olması da konuşulmalı. Günay değerli bir kaleci ancak 35 milyon euro verdiğin kalecinin, ezeli rakibinle oynadığın finalde kalede olması beklenir. Bu tür duygusal kararlar Okan hocanın kariyerinde yeni değil; bedelini ödediği hâlde aynı refleksi sürdürmesi dikkat çekici.

Son olarak Gökmen Özdenak abiye el sallamak istiyorum. Fatih Altaylı köşe yazılarını “Ne zaman adam oluruz?” diye bitirirdi. Bu soruyu alıntılayarak: Ölmüş insanların ardından saygı duruşunda sessiz kalmayı ve gerektiği gibi durmayı becerebildiğimizde…