Müjde Işıl – ‘80’lerin ve ‘90’ların sineması çok klasik üretti. Ve 2020’lerdeki yapay zekâ çağında da o dönemin filmlerinin etkisi devam ediyor. “Fatal Attraction/Öldüren Cazibe” ve “Basic Instinct/Temel İçgüdü” o yılların meşhur erotik gerilimlerindendi. Masum erkekleri yoldan çıkaran, o dönemin birey olarak görmek istemediği güçlü kadınlarınındı bütün suç. Aradan geçen yıllar, kadınların bakışını ve kadınlara bakışı da değiştirdi doğal olarak. Son dönemde özellikle Me Too hareketinin bunda payı büyük. “The Housemaid/Hizmetçi”, “Öldüren Cazibe” ve “Temel İçgüdü” gibi öncüllerinin izinde gitse de bu dönüşümü başarıyla yansıtıyor.
Cezaevinden şartlı çıkan ve arabasında yaşayan Millie, hizmetçi arayan zengin Nina’nın evinde işe başlar. Nina’nın dengesiz tavırları karşısında bocalayan Millie, kocası Andrew’un cazibesine kapılmaktadır. Andrew’un ona karşı boş olmadığını gördüğünde, sefil hayatından kurtulacağına inanır. Ama bu zengin evinde hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
“Bridesmaids”, “Spy”, “Ghostbusters: Answer the Call” gibi komedilerden tanıdığımız, Melissa McCarthy ile popüler işlere imza atan Paul Feig, “A Simple Favor” ile benzer sularda yüzen “Hizmetçi”yi yönetiyor bu sefer. Filmin kaynağı ise Freida McFadden’in 2022’de yayımlanmış aynı adlı çok satan romanı.

Darbe ummadık yerden
“Hizmetçi” ‘bu hikâyenin nereye varacağı belli’ dedirten vasat bir başlangıç yapıyor. Seyircinin ‘nihayet hak ettiğini buldu’ dediği yerden ise ivme kazanıp bambaşka bir hikâyeye dönüşüyor. Nina’nın geçmişi ve Millie’nin geleceğinin buluştuğu yerde, karşımıza erkek terörü çıkıyor. Beyaz atlı prens görünümündeki zengin ve yakışıklı erkekleri kurtarıcı zanneden kadınların hiç ummadıkları yerden yedikleri darbeleri izliyoruz. Yani “Öldüren Cazibe” ve “Temel İçgüdü”deki kadınların tam tersine güçsüz, erkeğin yönlendirdiği karakterler çıkıyor karşımıza. Nina’nın Millie’yi bile bile ateşe atmasında da bu çaresizlik hissi baskın. Filmin ve uyarlandığı romanın buna karşı getirdiği çözüm ise kadınların birlik olması, manipülatör erkeklere karşı dayanışması.
Romanla kıyaslandığında senaryoda bazı değişiklikler yapılmış. Bahçıvan Enzo, romanda kilit bir karakter iken filmde hem etkin kullanılmamış hem de hikâyeden ansızın çıkarılmış. Finale de bazı detaylar eklenmiş. Yine bir ‘80’ler klasiği olan ve birbirine düşmanlaşmış karı-kocanın boşanma savaşını anlatan “Güllerin Savaşı”na yapılan gönderme iyi düşünülmüş.
Nina rolünde Amanda Seyfried çok başarılı. O kadar iyi ki, Sydney Sweeney’nin etkileyiciliği olmayan oyunculuğu iyice göze batıyor. Brandon Sklenar da rolünü firesiz canlandırıyor. Alec Baldwin’in gençliğini anımsatan Sklenar, romantik dramlar kadar korku-gerilim türü için de uygun simasının avantajını kullanıp kendine bir Glen Powell kariyeri inşa edebilir belki.

Gişe başarısı devam filmini getirdi
“Hizmetçi”nin tüm dünyadaki gişe başarısı (film ilk iki buçuk haftada 133 milyon dolar hasılat elde etti) devam filminin yolunu açtı. “The Housemaid’s Secret/Hizmetçinin Sırrı” adlı devam filmi, Freida McFadden’in çok satan üçlemesinin aynı adlı ikinci romanından uyarlanacak. “Hizmetçi” kitap serisi 12 milyondan fazla satmış ve bu satışın sadece dört milyonu serinin ikinci kitabından gelmişti. İkinci filmde Sydney Sweeney ve yönetmen Paul Feig’in olacağı netleşti. Amanda Seyfried’in de küçük bir rolü olacağı söyleniyor.
