Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – İran’da 28 Aralık 2025’te yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik sıkıntıların derinleşmesi nedeniyle Tahran Büyük Çarşı’da esnafın öncülüğünde başlayan gösteriler, ülke geneline yayılmıştı. ABD Başkanı Trump, Tahran’ın göstericilere çok sayıda kişinin ölümüne sebep olacak sertlikte müdahale etmesini gerekçe göstererek İran’a müdahale sinyali vermişti. Trump, daha sonra yaptığı açıklamada, “Bize, İran’da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok. Eğer böyle bir şey olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş” demişti. Trump, ABD’nin İran’ı yakından izlediğini ifade ederek askeri müdahale seçeneğinin masada bulunduğunu belirtmişti.

USS Abraham Lincoln uçak gemisi görev grubu
ABD Başkanı Trump 22 Ocak’ta yaptığı açıklamada, İran’daki protestolarda yaşanan toplu gözaltılar ve halka açık infazlara karşılık olarak ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını arttıracağını açıklamıştı. Bu kapsamda Güney Çin Denizi’nde faaliyet gösteren USS Abraham Lincoln uçak gemisi görev grubunun Orta Doğu’ya konuşlandığı bildirilmişti. F-35C uçaklarını da taşıyan uçak gemisine eşlik eden savaş gemileri arasında, olası bir İran müdahalesinde İran’ın derinliklerindeki hedefleri vurabilecek Tomahawk seyir füzeleri taşıyan Arleigh Burke sınıfı muhripler de bulunuyor. Denizde yaşanan bu gelişmelere ek olarak ABD Hava Kuvvetleri, Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne takviye F-15E uçakları konuşlandırdı. Bu uçakların da emir verilmesi halinde ABD’nin hassas vuruş yapma ve düşman hava savunmasını bastırma yeteneğini arttırdığı ifade ediliyor.
‘ÜST DÜZEY İSİMLERE YÖNELİK KISITLI SALDIRI DEĞERLENDİRİLİYOR’
Middle East Eye’da (MEE) yer alan bir haberde, eski bir ABD’li yetkilisine dayandırılan bilgilere göre ABD, İran’ın olası bir saldırıya karşı yapacağı misillemeye karşı da hava savunma kabiliyetlerini arttırdı. Yetkililere göre ABD’nin İran’a yönelik olası müdahalesiyse kısıtlı olabilir ve bu müdahalede protestocuların ölümünden sorumlu tutulan İranlı yetkililer ve komutanlara yönelik hassas vuruşlar gerçekleştirilebilir. MEE’ye konuşan kaynaklara göre bu müdahale çok yakın bir zamanda gerçekleşebilir. Ancak bu konuda yapılan görüşmelerde halihazırda net bir karar verilebilmiş değil ve İran’ın olası misillemesinin sonuçları hakkında tartışmalar sürüyor.

Trump yönetimi, İran’daki protestolara ölümcül şekilde müdahale eden güvenlik güçlerini gerekçe göstererek yaklaşık 1 aydır İran’a yönelik müdahale sinyali veriyor. ABD Başkanı, daha önce İranlı göstericileri devlet kurumlarını ‘ele geçirmeye’ çağırdıktan sonra geri adım atarak ‘öldürmelerin durduğunu’ söylemişti. Suudi Arabistan, Katar ve Umman gibi çok sayıda Körfez ülkesinin ABD’yi olası bir müdahaleden vazgeçirmeye yönelik lobi faaliyetleri yaptığı biliniyordu. Uzmanlara göre Trump yönetimi, İran’da ‘rejim değişikliği’ gerçekleştirmeye yönelik çabalardan vazgeçmedi ve Trump’ın gerilimi azaltma politikası geçici bir hamleydi.
Uzmanlara göre İran yönetimi, protestoların olduğu bir dönemde ABD’nin saldırısını İslam Cumhuriyeti için varoluşsal bir tehdit olarak görebilir ve buna cevap olarak petrol ticaretinde en önemli geçiş noktalarından birisi olan Hürmüz Boğazı’nı kapatarak dünya ticaretini etkileyecek bir adım atabilir.
‘ABD ŞU AN DAHA GÜÇLÜ KONUMDA’
Analistlere göre ABD, Ocak ayının başlarına kıyasla İran’a karşı askeri açıdan şu anda daha güçlü bir konumda. Eski bir ABD yetkilisi, MEE’ye verdiği demeçte, ABD’nin 2025 yılında İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalar sırasında çok sayıda hava savunma mühimmatı kullandığını ve kullanılan hava savunma füzelerinin yerine yenilerinin tedarik edildiğini söyledi. Ancak ABD, Ukrayna’ya da hava savunma mühimmatı tedarik ettiği için uzun süren bir çatışma halinde bu konuda bazı sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir.

Beyaz Saray, İran’a yönelik saldırı planlarını henüz doğrulamadı. Ancak ABD ve Orta Doğu’daki güvenlik kaynakları, acil durum planlarının günlük olarak güncellendiğini bildiriyor. Olası saldırı planları, üst düzey isimlerle birlikte füze fırlatma rampaları, Devrim Muhafızları’na ait iletişim merkezleri ve iç güvenlikten sorumlu birimlerin hedef alınmasını kapsıyor. ABD ile İsrail arasında askeri yetkililerin görüşme trafiği de son dönemde artmış durumda. İsrailli yetkililer konu hakkında bir açıklama yapmamış olsa da, ancak İsrail ordusuna yakın kaynaklara göre İsrail Hava Kuvvetleri, bölgesel gelişmeler sebebiyle F-35I filoları başta olmak üzere çeşitli filoları yüksek teyakkuz durumuna geçirdi. Washington ve Tel Aviv’in bu konudaki en büyük endişesinin, İran’a yönelik bir saldırıda Irak, Lübnan ve Yemen’de bulunan İran yanlısı milislerin harekete geçmesi ve çatışmanın bölge geneline yayılması olduğu ifade ediliyor.
İran’a yönelik saldırı ihtimalinin artmasının ardından, Tahran’da çeşitli önlemler alınmaya başlandı. İran devlet medyası, yeraltı füze üsleri ve füze fırlatma rampalarının savaşa hazır olduğunu gösteren görüntüler yayınladı. Servis edilen görüntülerde Rus yapımı S-300 hava savunma sistemlerinin de atışa hazır şekilde beklediği görüldü. Üst düzey askeri yetkililer, İran’ın herhangi bir saldırganlık eylemine sert bir şekilde karşılık vereceğini belirterek, Körfez’deki ABD tesislerinin ve İsrail şehirlerinin hızlı bir misillemeyle karşı karşıya kalabileceği konusunda uyardılar.
