MSÜ Rektörü Prof. Dr. Afyoncu: Osmanlı döneminde altyapı hazırlandı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

GÖRKEM EVCİ – Osmanlı’nın modernleşme sürecini Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile konuştuk. Prof. Dr. Afyoncu, 18. yüzyıla kadar ıslahat faaliyetlerinde Osmanlı’nın kendi geçmişini örnek alırken bu tarihten itibaren Avrupa’yı model almaya başladığını belirtiyor. Afyoncu’ya göre Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde modernleşme hareketleri arasındaki temel fark, Osmanlı’da eski ve yeni kurumlar, fikirler bir aradayken Cumhuriyet Dönemi’nde geleneksel yapının büyük kısmının tasfiye edilmesi.

Mağlubiyetlerin etkisi

Osmanlı modernleşmesinin motivasyon kaynağına baktığımızda iç ve dış sebepler olarak kısaca neler söylenebilir?

Osmanlı Devleti, 18. yüzyıla kadar kendi haşmetinden ve gücünden dolayı siyasi gelişmeler dışında Avrupa’da olup bitenlere fazla dikkat etmemişti. Viyana bozgun yıllarında alınan mağlubiyetler üzerine Batı’nın üstünlüğünün sebepleri anlaşılmaya çalışıldı. Nevşehirli İbrahim Paşa, Avrupa’yı tanımak gerektiğini fark eden ilk Osmanlı sadrazamıydı. Avrupa devletlerinin İstanbul’daki elçileri ile düzenli ilişki kurdu. Ayrıca Osmanlı tarihinde ilk kez Batı’yı incelemek için Avrupa devletlerine elçi gönderdi.

Avrupa örnek alındı

Artık dışarıya bakmayan Osmanlı dönemi sona ermişti. Lale Devri’nin en önemli özelliği Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk defa yüzünü Batı’ya dönmesidir. Daha önce yapılan ıslahat faaliyetlerinde Osmanlı’nın geçmişi örnek alınırken, bu dönemden sonra yavaş yavaş Avrupa örnek alınmaya başlandı. Ancak bu dönemde de Avrupa tam bir model değildi. Avrupa’nın tam olarak örnek alınması 18. yüzyılın sonlarında olacaktı.

Gerçek Batılılaşma

18 yüzyıl sonlarında mağlubiyetler daha da artınca III. Selim zamanında gerçek Batılılaşma başladı. Devletin günden güne kötüye giden gidişatı, devlet adamlarını ve aydınları mevcut müesseselerde “ıslahat” fikrinden “yenileşme” fikrine sevk etti. Bu yenileşmede model Avrupa idi. Fransa başta olmak üzere Avrupalı devletlerden askeri uzmanlar getirilerek, onların teklifleri doğrultusunda yeniliklere başlandı. Ancak Batılılaşma programı Kabakçı isyanı üzerine yarım kaldı.

Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldıran II. Mahmud, Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısını tamamen değiştirdi. Batılılaşma gerçek manada II. Mahmud döneminde başladı. Tanzimat Dönemi’nin başlangıcı Sultan Mahmud dönemidir. II. Mahmud’un reformlarıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun yalnız askeri değil, idari, iktisadi ve sosyal yapısı tamamen değişti. Sultanın reformları, oğlu Abdülmecid’in Tanzimat uygulamalarıyla devam etti.

İki amaç

Tanzimat’ın iki esas gayesi vardı: Bunların ilki, Sırp (1804) ve özellikle Yunan (1821) ayaklanmalarında kendini bulan ve imparatorluğu temellerinden sarsan milliyetçi fikirlerin önünü almaktı. Giderek bir Osmanlı milleti oluşturmak fikri bu endişeden kaynaklandı. İkinci gayesi ise merkezi otoriteyi imparatorluğun tamamında hakim kılmaktı. Tanzimat reformları daha sonraki padişahlar döneminde de devam etti.

Yeni ve eski bir arada

Modernleşme açısından Osmanlı-Cumhuriyet çizgisini bir kopuş mu yoksa bir devamlılık olarak mı görmek gerekir? Bu iki dönemdeki modernleşme/Batılılaşma hareketinin karakterlerini benzerlikler kadar farklılıklar açısından da nasıl değerlendirmeliyiz?

Osmanlı Batılılaşmaya başlamıştı. Ancak hem yeni hem eski hem yeni kurum ve fikirler birlikte idi. Avrupaî fikirlerin imparatorlukta yayılmasıyla geleneksel yapıda kültürel önderler olan ulemanın yanı sıra Batılı tarzda düşünen aydınlar da ortaya çıktı. Avrupa’da yetişen veya Avrupa’dan dönenlerce yetiştirilen yeni aydın tipinin geleneksel Osmanlı düşüncesiyle çatışması kaçınılmazdı. Aynı problemlere farklı pencerelerden bakan insanların sayısı arttıkça tartışmalar da arttı.Osmanlı’daki Batılılaşma  Cumhuriyet Dönemi’nde artarak devam etti. Cumhuriyet Dönemi’nin Osmanlı’daki Batılılaşmadan farkı geleneksel yapının büyük kısmının tasfiye edilmesiydi.

Osmanlı’da tartışıldı

Osmanlı’nın modernleşme çabasının Cumhuriyet Dönemi için kolaylaştırıcı bir etkisi olduğundan bahsedebilir miyiz?

Osmanlı Dönemi’ndeki Batılılaşma, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yapılan reformların altyapısını hazırlamıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde yapılan devrimlerin önemli bir kısmı Osmanlı Dönemi’nde fikri olarak tartışılmıştı.

‘Cumhuriyet’i kuran kadrolar Avrupai okullardan mezun oldular’

Osmanlı modernleşmesinin Cumhuriyet’i kuran kadrolar üzerindeki etkileri konusunda neler söylersiniz?

Cumhuriyet’i kuran kadrolar, Osmanlı Dönemi’nde açılan yeni Avrupai okullardan mezun oldular ve o dönemdeki fikirlerden etkilendiler. İttihat ve Terakki Dönemi’nde İmparatorluğun yaşadığı toprak kayıplarıyla ‘Osmanlıcılık’ ve ‘İslamcılık’ın etkisi azalırken ‘Türkçülük’ İttihatçıların en önemli politikalarından biri haline gelmeye başlamıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra tarihi gelişmelere ve dönemin fikri yapısına uygun olarak Türkçülük tek düstur olarak kaldı.