
Zayıflama iğnesi sonrasında yaşanması muhtemel fiziksel problemler yaşanabiliyor. Bu sorunlar genellikle saç dökülmesi veya beslenme yetersizliği gibi gelişmelere yol açabilir. Tıpkı Louise Atkinson gibi zayıflama iğnesi kullanan birçok insan, bu programların sonrasında yaşadığı fiziksel değişimleri anlamlandırmaya ve eski haline döndürmeye çalışıyor. Sağlıklı gibi görünse de birçok kişinin zihninde baskıya neden olan bu yöntemlerin olası riskleri neler? Çözüm yollarına dair bir netlik sağlanabiliyor mu?

Louise Atkinson yıllardır diyet yapan biriydi. Çoğu girişimi sonuç vermemişti. Kilo verdiği dönemler olmuştu ama geri alması uzun sürmemişti. Zamanla eklem ağrıları artmış, uyku düzeni tamamen bozulmuş ve günlük enerjisi epey düşmüştü. Zayıflama iğnesine başlama kararı aldığında ise odaklandığı tek şey daha sağlıklı hissedebilmekti.

6 ay içerisinde yaklaşık 12 kilo veren kadın için bu hızlı bir düşüş değil, haftalara yayılan kontrollü bir süreci kapsıyordu. Bu sayede Louise hayattında ilk kez orta yaşa eşlik eden yorgunluk hissinden kurtulduğunu fark etmişti. Ancak sonrasında, saçlarının dökülmeye başladığını fark etti. Bu dökülme, normal bir saç kaybından çok daha fazlasıydı.

Louise zayıflama iğnelerinin yan etkileri arasında saç dökülmesinden söz edildiğini okumuştu. Ancak uzman açıklamaları hep aynı noktaya çıkıyordu. Bu durum genellikle hızlı kilo kaybına, yetersiz beslenmeye ve şok diyetlere bağlıydı. Kendisini bu tanımın içinde görmeyen kadın, kilo verme sürecinde tüm kurallara uyum sağlamıştı; yavaş kilo vermiş, dengeli beslenmiş ve takviye almıştı. Bu durumda saçları neden dökülmeye devam etti?

Cevap arayışının kendisini kısa sürede sosyal medyanın içine çektiğini ifade eden kadın, bir süre sonra telefonunun saç uzatan şampuan reklamlarıyla dolduğunu belirtti. Özellikle korku üzerinden konuşan videolar ve avuç avuç saç dökülme sıkıntısı sağlığı için tedirgin olmasına yetmişti.

Sosyal medyada en çok yayılan iddialardan biri hormonal değişimlere dayanıyordu. Zayıflama iğnelerinin androjenleri artırdığı, bunun da saç köklerini küçülttüğü öne sürülüyordu. Özellikle genetik yatkınlığı olan kadınlar için kalıcı saç dökülmesi riski konuşuluyordu. Bilimsel dayanağı zayıf olsa bile bu ihtimallerin sıralanması korku vericiydi.

Gerçeği öğrenmek için uzmanlara başvuran kadın, birçok hekimin sosyal medyada konuşulan iddialara temkinli yaklaştığını ifade etti. Zayıflama iğnelerinin doğrudan saç köklerini küçülttüğünü gösteren güçlü veriler olmadığı belirtildi. Ancak bu iğnelerden sonra problem yaşayanların sayısı artınca, asıl kaynağın telogen effluvium adı verilen geçici bir dökülme olduğu anlaşıldı.

Araştırma süreçlerinin ardından Louise’in saçları yeniden uzamaya başladı. Ancak bu deneyimin ardından sosyal medyada karşısına çıkan ‘mucize’ ürünlere mesafeli. Zayıflama iğnesiyle ilişkisini daha temkinli bir seviyeye çekmiş durumda ve bu sürecin yalnızca kilo vermekle ilgili olmadığını, sağlığın yalnızca tartıyla ölçülmediğini savunuyor.
