‘Yanlışlıkla’ uçak düşürdüler! İran yolcu uçağını ‘savaşa istekli’ komutan mı düşürdü?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Sivil havacılık sektörü söz konusu olduğunda güvenlik ve bakım en önemli başlıklardan birisi oluyor. Havayolları, uçaklarının olası bir kazaya karışmaması için çok sayıda önleme başvuruyor olsa da bazı durumlarda alınan önlemler çaresiz kalabiliyor. Bu durumlardan birisi de sivil uçakların askeri müdahalelerle düşürülmesi. 2014 yılında Malezya Havayolları’na ait MH17 sefer sayılı uçak, Ukrayna üzerinde düşürüldü ve 298 kişi hayatını kaybetti. Benzer bir olay 2020 yılında İran’da yaşandı ve Tahran’dan kalkan Ukrayna Uluslararası Havayolları’na ait yolcu uçağı bir hava savunma füzesiyle vuruldu. Yaşanan olayda 176 kişi hayatını kaybetti. Bu olaylara ilişkin son örnek 2024 yılında Rusya’da yaşandı. Azerbaycan Hava Yolları’na ait yolcu uçağı, Rusya’nın Grozni kentine iniş yapmaya çalıştığı sırada vuruldu. Vurulduktan sonra Hazar gölünü geçerek Kazakistan’a geçen uçak, Aktau Havalimanı yakınlarında 62 yolcu ve 5 mürettebatı ile birlikte düştü. Kaza sonucu iki pilot da dahil 38 kişi hayatını kaybetti, 29 yolcu ise sağ kurtuldu. Yaşanan bu olaylar birçok kişi için şoke edici olsa da ilk değildi. Sivil havacılık tarihinde geçmişte de askeri sistemlerle düşürülen sivil yolcu uçakları bulunuyor. Bu olayların başında da 3 Temmuz 1988’de ABD savaş gemilerinden ateşlenen füzelerle İran’a ait bir Airbus A300 tipi yolcu uçağının düşürülmesi geliyor. Peki, ABD ve İran arasındaki düşmanlıkta da önemli kırılma noktalarından birisi olan bu olaya ilişkin neler biliniyor? 

Takvimler 1988 yılını gösterdiğinde, Orta Doğu tıpkı bugün olduğu gibi o günde gergin bir atmosfere sahipti. İran ve Irak arasında 1980 yılında başlayan savaş tüm şiddetiyle devam ediyordu ve iki ülke 1984 yılından itibaren Basra Körfezi’nde birbirlerinin petrol tankerlerine saldırmaya başlamıştı. İki ülkenin karada karşıya gelmesi, dünyanın geri kalanı için belki de çok önemli değildi. Ancak, dünya petrol ticareti açısından oldukça önemli bir bölge olan Basra Körfezi’nde petrol tankerlerinin vurulmaya başlaması, ABD başta olmak üzere birçok ülke için kabul edilemez bir durum olarak görülüyordu. ABD güçleri, bu ortamda petrol taşımacılığını korumak gerekçesiyle Körfez’de savaş gemileri bulunduruyordu.

DUBAİ’YE GİTMEK İÇİN HAVALANDI 

İran Hava Yolları’nın 655 sefer sayılı uçuşu, Tahran’daki Mehrabad Uluslararası Havalimanı’nda başladı. Uçuşun sonlanacağı nokta, günümüzde de Orta Doğu’nun cazibe merkezlerinden birisi olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai şehriydi. Uçağın Mehrabad’dan kalktıktan sonra İran’ın Bander Abbas şehrine inmesi ve buradaki yolcularını da alarak Dubai’ye gitmesi planlanmıştı. Seferde görev alacak olan uçak, ilk uçuşundan bir ay sonra, Nisan 1982’de Iran Air filosuna katılan bir Airbus A300’dü. Mürettebat sorunsuz bir uçuş olacağını tahmin ediyordu. Uçuşun ilk etabı tam da tahmin edildiği şekilde sorunsuz şekilde gerçekleşti. Tahran’dan havalanan uçak, yerel saatle 08:40’ta Bandar Abbas’a ulaştı. 

Irak uçakları tarafından vurulan USS Stark

655 sefer sayılı uçuş, saat 10:17’de Bandar Abbas’tan havalandığında, uçakta 274’ü yolcu ve 16’sı mürettebat olmak üzere toplam 290 kişi bulunuyordu. Uçuşun sadece 28 dakika sürmesi planlandığı için, hava trafik kontrolü kalkıştan sonra uçağın yaklaşık 5 kilometrelik bir seyir yüksekliğine çıkması talimatını verdi. Uçağın yaklaşık 32 kilometre genişliğindeki A59 hava koridorunu kullanmasına izin verildi. 

Uçuşun gerçekleşeceği bölge bir süredir gerginliğin yüksek seyrettiği bir alandı. 1987 yılında Irak uçakları, ABD Donanmasına ait USS Stark fırkateynine “yanlışlıkla” füze ateşleyerek, Amerikan donanması mensubu 37 askerin ölümüne yol açmıştı. Bu olayın ardından ABD, bölgedeki angajman kurallarını değiştirerek daha sert önlemler almaya başlamıştı. Aynı yıl ABD gemileri zaman zaman İran güçleriyle de çeşitli çatışmalara girmeye başlamış, Nisan 1988’de ABD güçlerine ait güdümlü füze fırkateyni USS Samuel B. Roberts, İran güçlerinin Körfez’e döşediği deniz mayınına çarparak ağır hasar almıştı. Yaşanan çatışmalarda çok sayıda İran ve ABD askeri hayatını kaybetmişti.

SAVAŞ UÇAĞI OLDUĞUNU ‘DÜŞÜNDÜLER’ 

Bander Abbas şehrinden havalanan yolcu uçağı, 290 yolcusuyla sorunsuz şekilde havalandı ve Dubai’ye doğru seyretmeye başladı. Uçakla iletişim, kalkıştan kısa süre sonra yerel saatle 10:24’te kesildi. Uçak, ABD Donanmasının bölgede bulunan güdümlü füze kruvazörü USS Vincennes’ten fırlatılan 2 füzeyle vurulmuştu. Füzelerle vurulan uçak patlamanın şiddetiyle havada parçalanarak denize düştü. Yaşanan olayda uçakta bulunan 66’sı çocuk 290 kişinin tamamı hayatını kaybetti. ABD Savunma Bakanlığı, ilk anda savaş gemisinin İran’a ait bir F-14 savaş uçağını hedef aldığını savundu ancak yolcu uçağının vurulduğu ortaya çıktıktan sonra füzelerin “yanlışlıkla” ateşlendiğini öne sürdü. 

ABD donanması, olaya ilişkin yapılan soruşturmada, İran’a ait yolcu uçağının kalkış yaptığı Bandar Abbas Uluslararası Havalimanı’nda İran Hava Kuvvetleri’ne ait F-14 savaş uçakları da bulunuyordu. ABD’li yetkililer, bu uçakların ABD gemilerini vurabilecek Maverick füzeleriyle donatıldığına inanıyordu ve yolcu uçağının vurulmasından bir gün önce İran savaş uçakları ve ABD savaş gemileri arasında çatışmayla sonuçlanma ihtimali olan temaslar yaşanmıştı. ABD’li yetkililere göre uçak kendisine yapılan hiçbir çağrıya cevap vermemişti ve bu sebeple bir savaş uçağı olduğu değerlendirilerek düşürülmüştü. 

Olaya ilişkin yapılan farklı soruşturmalarda, gemi komutanı William C. Rogers’ın “savaşa aşırı hevesli” olduğu iddia edildi. Aynı iddialara göre Rogers, bölgedeki diğer savaş gemisi USS Sides’ın komutanı David Carlson tarafından da “aşırı saldırgan” olduğu için eleştirilmişti.

İRAN HALA ÖZÜR BEKLİYOR 

Yaşanan olay sırasında USS Vincennes, İran suları içerisinde olduğu için Tahran, uçak tipi ne olursa olsun ABD gemisinin ateş etme yetkisi olmadığını açıkladı ve yaşanan olayı ‘kasıtlı saldırı’ olarak tanımladı. Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ise olayın “kasıtlı olmayan trajik hata” olduğunu savunarak hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi. Reagan, yaptığı açıklamada özür dilemekten kaçındı. İki ülke arasında yapılan müzakerelerin ardından ABD’nin hayatını kaybeden kişilerin yakınlarına verilmek üzere İran’a 61.8 milyon dolar tazminat ödemesine karar verildi. 

Uçağın vurulmasından 9 ay sonra, 10 Mart 1989’da William C. Rogers’ın eşi Sharon, San Diego’da eşinin adına kayıtlı bir minibüsün içindeyken bombalı saldırıya uğradı ancak yara almadan kurtuldu. Saldırının İran uçağıyla bağlantılı olduğu yönünde şüpheler vardı ancak yapılan araştırmalar sonuçsuz kaldı. Gemi komutanı Rogers, görevi süresince başarılarından dolayı 1990’da “Liyakat Nişanı” ile ödüllendirildi. 

ABD, yaşananlar sebebiyle İran’dan hiçbir zaman resmi olarak özür dilemedi. Bu olay, ABD ve İran arasındaki ilişkileri daha da gergin hale getirdi. 655 sefer sayılı uçuş, günümüzde zaman zaman gündeme gelmeye devam ediyor. Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2021’deki konuşmasında, 655 sefer sayılı uçağın vurulmasına ilişkin yaptığı konuşmada ABD yönetimine hitaben, “Özür dileyin ve bu suçun katilini ve suçlusunu neden ödüllendirdiğinizi halka açıklayın.” ifadelerini kullanmıştı.