Prematüre bebekleri panayırda sergiledi! Modern yoğun bakımın temelleri lunaparkta atıldı

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Derleyen: Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Lunapark ışıklarının geceyi aydınlattığı, kalabalığın merak ve eğlence arasında gidip geldiği bir dönemde; cam fanusların içinde ölümle yaşam arasındaki en kırılgan çizgide nefes almaya çalışan prematüre bebekler ve onları modern tıbbın henüz sahiplenmediği bir yöntemle hayatta tutmaya çalışan tartışmalı bir isim vardı: Martin Couney. Bu isim etik tartışmaların, bilimsel kuşkuların ve toplumsal önyargıların gölgesinde, panayır çadırlarını birer geçici yenidoğan yoğun bakım ünitesine dönüştürerek binlerce bebeğin kaderini değiştiren sıra dışı bir isimdi. İstikrarlı doğuşu binlerce bebeğin hayatını kurtarmaya yetti, işte Couney’in hikayesi…

BUGÜNÜN KUVÖZLERİ DENEYSEL VE GEREKSİZ GÖRÜLÜYORDU

Bugün modern yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin temelini atan öncülerden biri olarak kabul edilen Martin Couney, yaşadığı dönemde ‘etik dışı’, ‘şarlatan’ ve ‘şovmen doktor’ suçlamalarıyla anıldı. Ancak yıllar içerisinde yaptıkları Couney’e karşı farklı bakış açılarının doğmasına sebep oldu. 20. yüzyılın başında prematüre doğan bebeklerin hayatta kalma oranı son derece düşüktü. Yenidoğan yoğun bakım üniteleri henüz kurulmamış, inkübatör teknolojisi (kuvöz) ise deneysel ve gereksiz görülüyordu. Pek çok hastane, erken doğan bebekleri ümitsiz vaka olarak kabul ediyor; yüksek maliyet ve düşük başarı ihtimali nedeniyle tedaviden kaçınıyordu.

Avrupa’da geliştirilen inkübatör sistemlerini inceleyen ve deneyimleyen Couney Avrupa’da kuvöz kullanımını popüler hale getiren Pierre-Constant Budin’in öğrencisi olduğunu iddia etmiş ve sistemi ABD’ye taşımaya karar verdi. Ancak ABD’de hastanelerden destek göremeyince radikal bir karar aldı. 1904’ten itibaren başta Couney Island olmak üzere büyük panayır ve fuarlarda ‘İnkübatör Bebekler’ sergisi kurdu. Burada cam bölmelerin içinde, özel bakım altında tutulan prematüre bebekler vardı. Ziyaretçiler sergiyi görmek için bilet alıyor, elde edilen gelirle bebeklerin tüm tıbbi masrafları karşılanıyordu. Ailelerden ise hiçbir ücret talep edilmiyordu. Bu görüntü kimilerine göre bir sirk gösterisi, kimilerine göre ise tıbbın vicdanıydı.

Martin Couney 1896’daki Berlin Fuarı’ndan, 1900’de Paris’te Dünya Fuarı’na kadar birçok yerde ‘prematüre bebek sergileri’ düzenledi.

BEBEKLERİ PANAYIR ALANLARINDA SERGİLEDİ

O yıllarca Couney’in panayır alanlarında bebekleri sergilemesi büyük tepki çekti. Tıp dünyası Couney’yi bilimsel olmamakla ve duyguları kullanarak para kazanmakla suçladı. Mesleki kimliği dahi tartışma konusu oldu; resmi bir doktor diplomasına sahip olup olmadığı sorgulandı ve doktorluk belgesini hiçbir zaman gösteremedi. Ancak o hiç pes etmedi ve elindeki imkanla prematüre doğan bebekleri kuvözlerde sergilemeye ve onları iyileştirmeye devam etti. Panayırdan elde edilen geliri kişisel bir servete dönüşmedi; tamamı tıbbi bakım için harcadı.

Martin Couney’nin bakımını üstlendiği yaklaşık 8 bin prematüre bebeğin yüzde 85’ten fazlası hayatta kaldı. Bu oran, dönemin hastanelerindeki başarı oranlarının çok üzerindeydi.

Couney’in bu çabası fark edildi ve 1940’lı yıllardan itibaren hastaneler yenidoğan bakım üniteleri kurmaya başladı. İnkübatörler standart hale geldi. Bir zamanlar gereksiz denilen uygulamalar, modern tıbbın vazgeçilmez parçasına dönüştü. 1950 yılında hayatını kaybeden Martin Couney, arkasında akademik unvanlardan çok daha değerli bir miras bıraktı: Hayata tutunmuş binlerce bebek. Onun hikâyesi yalnızca tıbbi bir başarı öyküsü değil. Aynı zamanda bilimin yenilikle, toplumun önyargıyla ve etiğin sonuçlarla nasıl sınandığını gösteren çarpıcı bir tarih kesiti. Bugün steril hastane odalarında, gelişmiş cihazlarla yaşatılan prematüre bebeklerin hikâyesi; bir zamanlar panayır çadırlarında, meraklı bakışların arasında doktorluk belgesi olmayan Couney tarafından yazıldı.