ABD bunu hep yapıyor! ‘Rejim değiştirme karnesi’: Darbelerden işgallere gizli strateji

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – 1823’te ABD Başkanı James Monroe, Amerika kıtasındaki diğer güçlerin kıtada yaptığı müdahaleleri ABD güvenliğine tehdit olarak gören Monroe Doktrini’ni yayınladı. Bu doktrin ile birlikte ABD çıkarlarının risk altında olduğu durumlarda askeri müdahale fikri doğdu. 1800’lü yıllarda ABD sınırlarını genişletmek için 2 farklı askeri müdahale yaptı. 1840’lı yıllarda Meksika’dan Teksas alındı. 1890’lı yıllarda ise Hawaii Krallığı ABD’nin bir parçası oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından değişen güç dengelerinin ardından bir süper güce dönüşen ABD’nin bu politikası, Amerika kıtasını da aşarak dünya geneline yayıldı. Soğuk Savaş yıllarında çoğu zaman dolaylı desteklerle kendisine tehdit gördüğü hükümetlere müdahale eden ABD, kimi zaman da doğrudan askeri müdahalelerle bu politikasını sürdürdü. Bunun en net örnekleri ise Vietnam, Somali, Libya ve Irak gibi ülkelerde görüldü. 

Ancak tüm askeri gücüne rağmen ABD’nin yaptığı bazı müdahaleler başarılı olamadı. Bunun en net örneklerinden birisi de ABD’ye 180 km uzakta olan Küba’da yaşandı. Sosyalist bir yönetim anlayışını benimseyen Fidel Castro, ABD’nin işgal, suikast ve hükümeti devirmeye yönelik tüm eylemlerine rağmen 2008 yılına kadar Küba’yı yönetti. Küba halihazırda mevcut rejim sebebiyle ABD Başkanı Trump’ın hedef aldığı ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Bununla birlikte ABD’nin kimi zaman yaptığı müdahaleler beraberinde büyük kaoslar getirdi. Irak ve Afganistan işgalleri sonrasında yaşananlar, tüm dünyayı ilgilendiren krizlere sebep oldu. Middle East Eye, ABD’nin 1950’li yıllardan sonra yaptığı bazı askeri müdahaleleri derledi.

İRAN İLK KEZ HEDEF ALINMIYOR 

ABD Başkanı Trump’ın son günlerdeki hedefleri arasında İran öne çıkıyor. Ancak ABD, İran’ı ilk kez hedef almıyor. Takvimler 1953 yılını gösterdiğinde, İran’a yapılan müdahale aslında günümüze gelen sürecin başlangıcı olarak kabul edilebilecek bir öneme sahip. Ağustos 1953’te, İran’ın demokratik olarak seçilmiş başbakanı Muhammed Musaddık, ABD ve İngiltere tarafından gizlice düzenlenen bir darbeyle devrildi. Bu müdahalenin sebebi, Musaddık’ın İngiltere kontrolündeki petrol tesislerini kamulaştırmasıydı. 

Muhammed Musaddık

İngiltere ve ABD tarafından yapılan operasyonun ilk etabında Musaddık hükümetine yönelik bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Dini liderlerin evlerine yönelik bombalı saldırıların faili olarak Musaddık hükümetine yakın olan solcu gruplar gösterildi. ABD ve İngiltere, karmaşanın giderek arttığı İran’da ordu içindeki kendine yakın gördüğü yapıları ve sokak olaylarını körükleyen grupları destekledi. 

İran’da her şey sona erdiğinde ABD ve İngiltere’nin hükümeti devirme operasyonu başarıyla sonuçlandı ve Musaddık hükümeti devrildi. Musaddık, vatana ihanetten ev hapsine mahkum edildi ve 1967’de hayatını kaybetti. Darbe sonrasında petrol varlıklarının kamulaştırma planı iptal edildi ve Şah Pehlevi, İran’ı 1979’da devrilene kadar Batı yanlısı, tek partili sistemle yönetti. CIA, 2013’te darbedeki rolünü kabul etti; İngiltere ise olaylardaki rolünü hiçbir zaman üstlenmedi.

ORTA VE GÜNEY AMERİKA’YA DEFALARCA MÜDAHALE ETTİ 

ABD’nin Amerika kıtasında yaptığı son müdahale Venezuela’ya yönelik olsa da Washington’un ‘arka bahçesi’ olarak gördüğü bu bölgeye geçmişte yaptığı çok sayıda müdahale bulunuyor. Bunlar askeri müdahaleler veya siyasi operasyonlar olarak ayrılıyor. Bunlardan biri de Guatemala’ya yapıldı. 1944’te Guatemala’da ABD yanlısı diktatör Jorge Ubico, demokratik bir ayaklanmayla devrildi. 1954 yılına gelindiğinde, Başkan Jacobo Arbenz’in art arda yaptığı reformlar ABD’nin dikkatini çekmeye başladı. Reform dalgası, ABD’li şirketlerinin çıkarlarını tehdit etmeye başladığında Washington düğmeye bastı. ABD, kendine yakın bir bölgede sosyalist bir yönetimin varlığını kabul edemezdi. Haziran 1954’te Arbenz, ABD destekli bir darbe sonucu devrildi ve sürgüne gönderildi. Yerine ABD müttefiki general Carlos Castillo Armas geçti ve yabancı yatırımcılara sahip olduğu toprakları ve diğer imtiyazları geri verdi. 

Amerika kıtasındaki ABD müdahaleleri Guatemala ile sınırlı kalmadı. 1964 yılında ABD’nin desteğiyle Brezilya’da toprak reformu yapan Joao Goulart yönetimi, ordunun desteklenmesi sonucunda darbeyle devrildi. Darbenin ardından General Humberto Castelo Branco, 1985’e kadar Brezilya’yı yöneten askeri diktatörlerin ilki oldu. Bu dönemlerde ABD’nin de desteğiyle Brezilya ekonomisi 1970’lerin başlarında hızlı bir büyüme yaşadı. Ancak aynı zamanda yüzlerce siyasi muhalifin devlet eliyle öldürüldü ve tahminen 20 bin kişi işkenceye maruz kaldı. 2018’de gizliliği kaldırılan CIA belgelerinde, ABD’nin yaşananlardan haberdar olduğu ortaya çıktı. 

Salvador Allende yönetimi askeri darbe ile devrilmişti

ABD’nin Güney Amerika’da yaptığı en akılda kalıcı müdahalelerden biri 1973 yılında Şili’de yaşandı. Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, Kasım 1970’te iktidara geldi ve kısa süre sonra ABD holdinglerinin hakimiyetinde olan ülkenin bakır endüstrisini kamulaştırdı. Bu, ABD’nin Şili’ye müdahale etmesi için yeterli bir hamleydi. Allende’nin bu hamlesinin ardından CIA, ilk olarak ülke içindeki seçimlere etki etmek için milyonlarca dolar harcadı. 11 Eylül 1973’te Şili ordusunda görev alan CIA destekli subaylar Allende’ye karşı bir darbe girişiminde bulundu. Yaşanan olaylarda Allende’nin de içinde bulunduğu başkanlık sarayı bombalandı. Her şey sona erdiğinde Allende çatışmalar sırasında hayatını kaybetmiş ve onun yerine ülkenin başına Şili 16 yıl demir yumrukla yönetecek olan General Augusto Pinochet geçmişti. 

Orta ve Güney Amerika’ya yapılan müdahaleler bunlarla sınırlı kalmadı. 1983 yılında Küba ile yakınlaşan Grenada işgal edildi ve hükümet devrildi. 1989 yılında benzer bir işgal Panama’da yapıldı. 2004 yılında Haiti’de yaşanan darbede ABD’nin de desteği olduğu iddiaları gündeme geldi. Amerika kıtasına yapılan son müdahale 2026 yılının ilk günlerinde Venezuela’ya yapıldı ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro kaçırılarak yargılanmak üzere ABD’ye götürüldü.

AFGANİSTAN VE IRAK İŞGALLERİ KAOS GETİRDİ 

ABD’nin yakın tarihte yaptığı ve etkileri hâlâ hissedilmeye devam eden müdahalelerin başındaysa Afganistan ve Irak işgalleri geliyor. El Kaide terör örgütünün 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlediği saldırıların ardından, Başkan George W. Bush, Afganistan’daki Taliban hükümetinden ülkedeki El Kaide kamplarını kapatmasını ve grubun lideri Usame bin Ladin’i ABD’ye iade etmesini talep etti. Taliban, 1979’dan itibaren Sovyetlerin Afganistan’ı işgaline karşı ABD tarafından silahlandırılmış bir gruptu ve Afganistan’da idareyi ele almış bir gruptu. Ancak ABD Başkanının talebi reddedilince ABD, Ekim 2001’de ülkeyi işgal etti. Afganistan’da 2002’den 2014’e kadar Hamid Karzai başkanlığında geçici bir hükümet kuruldu ve ülkeye ABD ve NATO üyesi ülkelerin askerleri konuşlandı. 

ABD askerlerinin Bağdat’taki Firdevs Meydanında bulunan Saddam Hüseyin heykelini devirmesi Irak işgalinin sembollerinden biri oldu

ABD işgalinin ardından Taliban silahlı direnişe geçince Afganistan’daki durum daha da derinleşti ve karmaşık hale geldi. 2020 yılında ABD ile Taliban arasında barış anlaşması imzalandı ve ülkede bulunan yabancı askerler Afganistan’dan çekilmeye başladı. Yabancı güçlerin çekilmesinin ardından Taliban, ülke içinde kısa sürede tekrar hakimiyet sağladı ve halihazırda iktidarda bulunuyor. Afganistan’ın işgali, Afganlar olmak üzere çeşitli ülkelerin vatandaşları olan binlerce sivil ve askerin ölümüne sebep oldu. 

ABD’nin son dönemde sonuçları itibariyle en ciddi müdahalelerinden biri Irak’a yönelik oldu. 1991 yılında bir dönem ABD ile yakın ilişkilere sahip olan Irak lideri Saddam Hüseyin, geniş petrol yataklarına sahip olan Kuveyt’i işgal edince ABD liderliğindeki koalisyon güçleri tarafından Kuveyt’ten askeri müdahaleyle çıkarıldı. Saddam, bu müdahalenin ardından Irak’ta iktidarda kalmaya devam etti. Ancak 11 Eylül saldırılarının ardından bu durum değişti. ABD, Irak’ı El Kaide ile bağlantılı olmakla ve kitle imha silahlarına sahip olmakla suçluyordu. Birleşmiş Milletler’in inceleme ekibi ise bu tür silahların varlığına dair hiçbir kanıt bulamadı. Yeteri kadar kanıt bulunamamış olmasına rağmen ABD ve beraberindeki ülkeler 20 Mart 2003’te Irak’ı işgal etti ve Saddam yönetimi devrildi. Saddam, kısa süre içinde yakalandı ve 2006’da idam edildi. ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Irak’taki kaos daha da büyüdü. Oluşan boşluk ortamında ülkede yeni terör örgütleri ortaya çıktı. ABD, 2011’de resmen Irak’tan çekildi ancak 2014’ün sonlarında DAEŞ terör örgütüyle mücadele etmek için ülkedeki askeri varlığını artırdı. ABD, Irak hükümetini desteklemek amacıyla Irak’ta hâlâ az sayıda asker ve üs bulundurmaya devam ediyor.