Milliyet.com.tr – Ukrayna’nın Pripyat kentindeki Çernobil Nükleer Enerji Santrali’nde 26 Nisan 1986 gününün ilk saatlerinde gerçekleştirilen testte art arda yapılan hataların ardından gerçekleşen patlama, çekirdeğin üzerindeki koruyucu kalkanı yok ettiğinde ilk etapta kimsenin sonraki günlerde yaşanacaklar hakkında bir fikri yoktu. İlk anlarda birçok kişinin düşündüğü, bunun ciddi bir patlama olmadığı ve itfaiyenin kısa süre içinde durumu kontrol altına alacağıydı. Ancak durum kimsenin ilk anlarda düşündüğü şekilde gelişmedi.

1982 yılında Çernobil Nükleer Enerji Santrali’nde çalışmaya başlayan Oleksiy Breus, santralin 4 numaralı reaktörü patladıktan birkaç saat sonra kontrol odasında bulunan son kişilerden birisi oldu. Breus, santralde bulunduğu anlarda tüm dünyayı dehşete düşürecek olaylara bizzat şahitlik etti. Yüksek radyasyon değerleri sadece birkaç saat orada kalmış olsa da Breus’un yaşananlardan etkilenmesi için yeterli oldu.
‘TOPLU MEZAR GİBİ GÖRÜNÜYORDU’
Kaza sırasında Çernobil Nükleer Enerji Santrali yakınlarında bulunan Pripyat şehrindeki dairesinde bulunduğunu ifade eden Breus, kaza anında uyuduğunu ve sabah işe gidene kadar hiçbir şeyin farkında olmadığını söyledi. Breus, ilk dakikalarda yaşadıklarını şöyle anlattı: “Kaza yaşanırken derin bir uyku çekiyordum. Patlama anında uyuduğum için hiçbir şey görmedim ya da duymadım. Sabah işe gitmem gerekiyordu ve gittim. Yaşananlar hakkında hiçbir fikrim yoktu. Her zaman yaptığım gibi otobüse bindim ve işe gittim.”

Oleksiy Breus
Breus, santralde patlama gerçekleştiğini fark ettiği anları “Santrale yaklaştığımızda otobüsün camından reaktör bloğunun yıkılmış olduğunu gördüm. Bunu gördüğümde tüylerim diken diken oldu. Toplu mezar gibi görünüyordu. Gece vardiyasının tamamının orada öldüğünden emindim. Benim ve diğer işçilerin neden oraya getirildiğini anlamadım. Ama meğerse yapılacak daha çok iş varmış” şeklinde ifade etti.
Yaşanan kazanın ardından santrale gelen Breus, neler olduğunu anlayabilmek için vardiya amiri Oleksandr Akimov ve teknisyen Leonid Toptunov ile görüştü. Akimov ve Toptunov’un hastalanmış gibi göründüğünü dile getiren Breus, “Durumları hiç iyi değildi. Hasta oldukları belliydi ve çok solgunlardı. Toptunov kelimenin tam anlamıyla bembeyaz olmuştu. O gece çalışan diğer meslektaşlarımı da gördüm. Derileri kıpkırmızıydı. Daha sonra hepsi Moskova’daki hastanede hayatlarını kaybettiler.” dedi.
‘DIŞARI ÇIKTIĞIMDA DERİM KAHVERENGİ OLMUŞTU’
Patlama yaşanan 4 numaralı reaktörün kontrol odasından çıktığında kısa süre kalmış olmasına rağmen radyasyonun kendisi üzerinde de etkiler bıraktığını dile getiren Breus, “Vardiyam sona erdiğinde cildim kahverengi olmuştu. Sanki bronzlaşmış gibiydim. Vücudumun giysilerle örtülmeyen kısımları kızarmıştı. Ellerim, yüzüm ve boynum kıpkırmızı olmuştu” şeklinde konuştu. Oleksiy Breus, kazadan sonra hasar tespit çalışmalarına yönelik her türlü çabanın başından beri sonuçsuz olduğunu söyledi.
2019 yılında BBC’ye verdiği röportajda 5 bölümlük Çernobil dizisini yorumlayan Breus, dizinin patlamanın insan fizyolojisi üzerindeki yıkıcı, hızlı ve gözlemlenebilir etkisini abartmadığını belirterek, “Çernobil felaketi, çok sayıda insanı içine alan küresel bir felaket olarak, çok güçlü bir şekilde tasvir ediliyor. Ayrıca, o zamanki duygu ve ruh hali hem personel hem de yetkililer çerçevesinde, son derece kesin bir şekilde yansıtılıyor” şeklinde konuştu ve senaristlerin bazı noktalarda kurgusal hareket ettiğini ifade etti.

Kazanın ardından Pripyat şehri başta olmak üzere birçok bölge boşaltıldı
Bazı karakterlerin değiştirildiğini ve yanlış anlatıldığını söyleyen Breus, özellikle Anatoli Dyatlov’un çok kötü olarak tasvir edildiğine dikkat çekerek, “Bunun nedeni, santral çalışanları ve yardımcıları tarafından başlarda, yanlış anlaşıldığından olabilir. Tanıyanların onun hakkındaki fikirleri sonrasında değişmişti. Operatörler ondan korkuyordu. Blokta bulunduğu zaman herkes için gerginlik yaratıyordu. Ama ne kadar sert olursa olsun, yine de üst düzey bir profesyoneldi” şeklinde konuştu.
Felaketin üzerinden geçen birkaç hafta içinde 29 santral çalışanı ve itfaiyeci hayatını kaybetti. Kazadan kısa süre sonra bölgedeki radyasyon artışı sebebiyle Pripyat şehri başta olmak üzere geniş bir alan tahliye edildi ve boşaltılan alanlara günümüzde hala yetkililer ve özel izne sahip olanlar dışında giriş yasağı bulunuyor. Nükleer kazadan üç sene sonra, Sovyet hükümeti Çernobil Nükleer Enerji Santrali’ndeki beşinci ve altındaki reaktör ünitelerinin kurulumunu durdurdu. Uluslararası müzakerelerden sonra, kazanın üstünden 14 sene geçmişken, 12 Aralık 2000 tarihinde kompleks tamamen kapatıldı. Patlama yaşanan 4 numaralı reaktörün üstündeyse özel bir koruma kalkanı bulunuyor.
