Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Dünyanın gözü Venezuela’ya dönmüş durumda. ABD ordusunun Venezuela’ya yönelik operasyonunun ardından açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun başarıyla tamamlandığını belirterek, “ABD, Venezuela ve lideri Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı geniş çaplı bir saldırı düzenleyerek Maduro ile eşini yakalamayı ve ülkeden çıkarmayı başardı. Bu operasyon, ABD kolluk kuvvetleriyle iş birliği içinde gerçekleştirilmiştir” dedi. Trump, operasyonun ardından New York Times editörleri ile yaptığı telefon görüşmesinde, “Çok iyi planlama, çok iyi askerler ve çok iyi insanlar vardı. Muhteşem bir operasyondu” ifadelerini kullandı. ABD basınında yer alan bilgilere göre, Maduro ve eşi ABD ordusunun özel görev birimi olan Delta Force tarafından yakalandı ve ülke dışına çıkarıldı. Peki, Venezuela’da süreç bu noktaya kadar nasıl geldi? Maduro, sıradan bir otobüs şoförüyken Venezuela Devlet Başkanlığı koltuğuna nasıl oturdu?

Takvimler 5 Mart 2013’ü gösterdiğinde Venezuela televizyonlarında Devlet Başkanı Hugo Chavez’in ölümü duyurulduğunda, Başkan Yardımcısı Nicolas Maduro ağlamaklı hali ve titreyen sesiyle dikkat çekiyordu. Chavez ile başlayan ‘Bolivarcı Devrim’in liderinin belirlenmiş halefi, önündeki görevin büyüklüğü göz önüne alındığında muhtemelen büyük bir acı içindeydi. Kötü haldeki ekonomik ve siyasi bir ortamda Chavez olmadan ‘devrimin ateşi’ nasıl canlı tutulacaktı? Giderek artan dış baskı ve ülke içindeki kaos nasıl sonlanacaktı? Birçok kişiye göre Maduro’nun aklındaki en önemli sorular bunlardı. Venezuela’da yeni bir dönem başlıyordu ve bu dönemin lideri, Chavez’in sadık takipçisi, eski otobüs şoförü, Dışişleri Bakanı ve ardından Başkan Yardımcısı olan Maduro’dan başkası değildi.
İŞÇİ SINIFI BİR AİLEDE DOĞDU
Nicolas Maduro, resmi bilgilere göre 1962 yılında Venezuela’nın başkenti Caracas’ta işçi sınıfı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Üç kız kardeşi olan Maduro’nun çocukluk ve gençlik yılları Caracas’ta yoğunlukla işçilerin yaşadığı yoksul mahallelerde geçti. 1990’lı yıllarda Caracas’ta otobüs şoförlüğü yapan Maduro, aynı zamanda sendikalarda da aktif olarak görev almaya başladı ve siyasi hayatı bu şekilde başladı. Hugo Chavez, bu dönemde Venezuela ordusunda görevli subaylardan biriydi ve ülkesindeki işleyişten memnun değildi. 1992 yılında hükümete karşı darbe girişiminde bulunan Chavez’in bu hamlesi başarısız olduğunda, onu destekleyen isimlerden biri de Maduro oldu. Chavez’in başarısız darbe girişiminin ardından hapsedilmesinden sonra Maduro, onun serbest bırakılması için yürütülen kampanyalarda sıyrılarak öne çıktı.

Chavez’in 1994 yılında serbest kalması ve siyasete girmesinin ardından yine onun yanında bulunan Maduro, 1998 seçimlerine giden süreçte Chavez ile yakın ilişkiler kurdu. 1998 yılında yapılan seçimleri Hugo Chavez’in kazanmasının ardından Maduro’nun siyasi yükselişi de başlamış oldu. Maduro, 1998 seçimlerinde parlamentoya girmeyi başardı; Chavez’in partisi olan Beşinci Cumhuriyet Hareketi’nin grup başkanı oldu.
2002 ile 2004 yılları arasında Venezuela’da siyasi ve toplumsal çekişmeler daha da derinleşti. 11 Nisan 2002’de Chavez’e karşı başarısız bir darbe girişimi düzenlendi, ardından muhalefet Aralık ayında petrol endüstrisini felç eden bir grev ilan etti. Bu yıllarda Chavez yönetimi, ülke içinde düzeni sağlamak için daha otoriter adımlar attı. Kilit noktalarda Chavez’e sadık isimlere ihtiyaç vardı. 2005-2006 yılları arasında Ulusal Meclis Başkanlığı yapan Maduro, 2006 yılında Chavez tarafından Dışişleri Bakanı olarak atandı.
CHAVEZ’İN ÖLÜMÜNDEN SONRA BAŞA GEÇTİ
Hugo Chavez, 1998 seçimlerinde yüzde 56, 2001 seçimlerinde yüzde 59, 2006’da yüzde 63 oy aldı. 2007’deki Anayasa referandumunu kıl payı kaybederken, 7 Ekim 2012’deki seçimlerden yüzde 54 oyla zaferle çıktı. 2011 yılında kanser teşhisi konan Chavez, tedavi için birkaç defa Küba’ya gitmiş olsa da sağlık durumu giderek kötüleşti. Chavez, 2013 yılında 58 yaşında hayatını kaybetti. Chavez, ölmeden önce “Bana bir şey olursa yardımcım Nicolas Maduro’yu seçin” demişti ve destekçileri, hayatını kaybeden başkanın isteğini yerine getirecekti. Siyasi kariyerinde her seferinde bir adım daha yükselen Maduro, aynı yıl yapılan seçimlerde oyların yüzde 50,7’sini alarak Venezuela’nın yeni Devlet Başkanı oldu.

ABD ordusu Venezuela’da belirlediği çok sayıda hedefi vurdu
Maduro’nun yönetimi sırasında Venezuela’daki mevcut ekonomik durum daha da ağırlaştı. Petrol fiyatlarının düşüşe geçmesiyle birlikte, 1980’li yıllardan bu yana istikrarsız bir gidişata sahip olan Venezuela ekonomisi ciddi oranda petrol satışlarına bağlıydı. Petrol dışındaki sektörler yeterince gelişmediği için ülkede ekonomik çeşitlilik yoktu; bu da ülkeyi dış şoklara karşı son derece kırılgan hale getirmişti. Bu durum kısa süre içinde hiperenflasyona sebep oldu ve ürün kıtlığına yol açtı. Bu dönemde Maduro’nun başkanlık döneminde muhalefete yönelik baskılar ve demokratik kurumlara müdahalelerini gerekçe gösteren ABD ve AB’nin Venezuela’ya uyguladığı ekonomik yaptırımlar, mevcut koşulları daha da zorlaştırdı. Caracas’taki yönetim, 2014 ve 2017 yılında yaşanan protestoları şiddetli şekilde bastırmıştı ve Venezuela’daki siyasi kriz, iç ve dış gelişmelerin de etkisiyle giderek daha da derinleşti.
2019 yılında Venezuela’da politik gerilim zirveye ulaştı. Maduro, Mayıs 2018’de yapılan devlet başkanlığı seçimlerini yüzde 68 oy alarak kazanmış olsa da 2019 yılında muhalefet, ekonomik durum başta olmak üzere ülkedeki kötü gidişatı gerekçe göstererek protesto gösterilerine başladı. 10 Ocak 2019’da Ulusal Meclis, görevdeki devlet başkanı Nicolas Maduro’nun kazandığı tartışmalı 2018 seçimlerini geçersiz ilan etti ve yerine mevcut Meclis Başkanı Juan Guaido’yu geçici devlet başkanı ilan etti. Yüksek Mahkeme ise bu durumun hukuka aykırı olduğunu ilan ederek Maduro’nun başkanlık görevinin devam ettiğini duyurdu. Venezuela Ulusal Güvenlik Bakanı Vladimir Padrino da silahlı kuvvetlerin muhalif Guaido’yu desteklemeyeceğini açıkladı. Çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği sokak olaylarının ardından ABD destekli Guaido, askerleri anayasayı korumak üzere sokağa çıkmaya davet etti. Venezuela ordusunun önemli bir kısmının Maduro’nun yanında durmasının ardından Guaido’nun hamlesi etkisiz kaldı. Maduro, darbe girişiminin bastırıldığını açıkladı. Muhalif lider Guaido ise Venezuela’dan ayrıldı.

YAKALANMASI İÇİN ÖDÜL KONMUŞTU
Nicolas Maduro, 2024 yılında yapılan başkanlık seçimlerini bir kez daha kazanarak üçüncü dönemine başladığında, ABD ile Venezuela arasındaki gerilim zirve yapmış durumdaydı. 2024 seçimlerini kazanarak ikinci kez ABD’nin başına geçen Trump, yasadışı göçmenlerin toplu sınır dışı edilmesi vaadinin bir parçası olarak yabancı suçluları hedef almaya başlamıştı ve bu kapsamda Venezuela’yı sık sık hedef alıyordu. Trump, Maduro’nun on yılı aşkın süredir ABD’ye uyuşturucu kaçakçılığından sorumlu “Cartel de los Soles”in liderliğini yaptığı öne sürerek, Maduro’nun ABD narkotik yasalarını ihlal ettiğini ve yönetiminin gayrimeşru olduğunu açıkladı. Aynı dönemde ABD Dışişleri ve Adalet Bakanlıkları, Venezuela Devlet Başkanı’nın tutuklanması veya mahkûm edilmesine yol açacak bilgiler karşılığında 50 milyon dolarlık bir ödül verileceğini ilan etti.
Trump’ın aldığı kararların ardından ABD donanması, Karayip Denizi’nde 1990’lı yıllardan bu yana görülmemiş bir yığınak yapmaya başladı ve uyuşturucu madde taşıdığı iddia edilen tekneler vurulmaya başlandı. ABD ordusunun Venezuela’ya yönelik yaptığı abluka, geçtiğimiz saatlerde askeri bir operasyona dönüştü. Yapılan operasyonda Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşi, ABD özel kuvvetleri tarafından yakalandı ve ülke dışına çıkarıldı. Venezuela’daki kaos halihazırda sürüyor ve mevcut operasyonun detayları henüz netleşmiş değil. Maduro’nun akıbetinin ne olacağı ise bilinmezliğini koruyor.
