Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Son dönemde altının hızla yükselmesi odakları düğünde takılan altınlara çevirdi. Düğünlerde takılan altınların ‘gönülden kopan bir jest mi, emanet mi yoksa karşılıklı bir borç mu olduğu’ yönündeki tartışmalar yeniden alevlenirken, Kayseri’de yaşanan bir olay bu tartışmaya adeta nokta koydu. İsmini vermek istemeyen bir vatandaş, yıllar önce katıldığı bir düğünde bir yakınına çeyrek altın takarak geleneksel sorumluluğunu yerine getirdi. Ancak iddiasına göre, kendi düğünü geldiğinde ne davet edildi ne de taktığı altının karşılığını görebildi.
Tüm iyi niyetli girişimlere ve araya giren tanıdıklara rağmen sonuç alamayan vatandaş, çareyi yargı yoluna başvurmakta buldu. Yıllar önce yaşanmasına rağmen yeniden gündeme gelen bu olay, “Düğünde takılan altın geri ödenmek zorunda mı?” sorusunu bir kez daha tartışmaya açtı. Konuya ilişkin merak edilen tüm detayları Avukat Ayşe Deniz Oral, Milliyet.com.tr için değerlendirdi.

KARŞILIKLI TAKILAŞMA MAHKEMEYE TAŞINDI
Taktığı takının karşılığını alamayan ve konuyu mahkemeye taşıyan vatandaşın talebinin ardından Kayseri 1. İcra Dairesi üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldı. İcra dairesi tarafından borçlu olduğu belirtilen kişiye ödeme emri gönderildi. Yasal süreç sonunda karşı taraf, takılan çeyrek altının bedelini ödeyerek borcu kapattı. Olay, düğün ve benzeri özel günlerde takılan altınların hukuki niteliği konusunu yeniden gündeme getirdi. Toplumda çoğu zaman ‘karşılıklı takılaşma’ anlayışıyla sürdürülen geleneğin, taraflar arasında anlaşmazlık çıkması halinde icra takibine kadar uzanabildiği görüldü.
Peki bir kişinin başkasının düğününde taktığı çeyrek altın, bilezik veya ziynet eşyası, kendi düğününde geri gelmezse hukuken alacaklı mı sayılır? Açıklamalarına düğünde hediye edilen çeyrek altın bilezik vb. takıların hukuken bağış hükmünde olduğunun altını çizerek başlayan Av. Ayşe Deniz Oral bağışın geri alınmasına dair hukuki düzenlemenin Borçlar Kanunu Madde 295’te düzenlendiğinin altını çizerek şu açıklamada bulundu:
“Bu maddeye göre bağışlanan bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse, kanundan doğan yükümlülüklerine önemli şekilde aykırı davranmışsa bağışlanan şeyin iadesini isteyebilir. Örfe göre düğünde takılan altın mislince altını takan kişinin düğününde takılması bağışlamanın geri alınması hükümleri ile örtüşmemektedir. Düğünde takılan altını geri dönmeyen kişilerin başlattığı icra takibi ile tahsil yapabilmesi şu şekilde olabilmektedir. Takibe verilen kişi icra takibine itiraz etmemiştir. Bu şekilde kesinleşen icra takibi ile tahsilat yapılabilmektedir.”
BAĞIŞ MI, BORÇ MU?
Kayseri’de yaşanan bu olayın ardından akıllara ‘karşılıklı takı geleneği’ hukuki bir borç ilişkisi mi doğuruyor’ sorusunu getiriyor. Av. Ayşe Deniz Oral, karşılıklı takı geleneğinin karşılıklı borç ilişkisi doğurmadığını, bu altının hediye statüsünde olduğunu hediyeye misliyle karşılık vermenin gelenek olsa da hukuken zorunluluk olmadığının altını çizdi. Av. Oral, “Mesela evlenme çağında çocuğu olan kişi taktığı altının bir gün kendisine dönmesi beklentisinde olabilir ancak gelin-damadın yaşlı ve bekar teyzeleri, evlenmeyi düşünmeyen arkadaşları, halihazırda evlenip çocuk sahibi olamayacağı kesinleşmiş arkadaşlarının bu altını almak için bir vesileleri olamayacaktır“ açıklamasında bulundu.

“İcra yoluyla taktığı altını iade almak isteyen kişi muhatabın T.C kimlik numarası ve adresini temin edebiliyorsa aleyhinde ilamsız icra takibi başlatabilir. 12 bin liralık çeyrek altın için harç 900 TL tebligat gideri de 265 TL olacaktır. Şahıs bizzat icra müdürlüğünde form doldurarak icra takibi başlatabileceği gibi avukatı vasıtasıyla da takip başlatabilecektir. Eğer icraya verilen kişi takibe itiraz ederse takip durur ve 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılması gerekir. Aksi halde bu takip canlandırılamaz.” Av. Ayşe Deniz Oral
DÜĞÜNDE TAKILAN TAKILAR KİME AİT?
Düğün takıları söz konusu olduğunda bir diğer tartışmalı konu ise ‘düğünde takılan ziynet eşyalarının hukuki dağılımının nasıl yapıldığı’ oluyor. Av. Ayşe Deniz Oral bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Düğünde damada takılan ziynet eşyası niteliğinde olmayan altınlar damada, ortada çantaya atılan ortaya gerilen kurdeleye takılan ve ziynet eşyası niteliğinde olmayan altınlar ortak bölüşülür. Ortadaki çantaya atılan veya damada iğnelenen bilezik küpe gibi kadınsı ziynetler kadına verilir. Belirleme düğün videoları ve fotoğraflarının çözümlenmesi ile yapılır. Kadına takılan altınları kim takmış olursa olsun kadına ait olduğu kabul edilir.”

Erkek tarafından takılan altınların sadece Madde 295’te belirtilen sebepler gerçekleşince geri alınabileceğini ileten uzman isim bunun dışında evliliğin şiddetli geçimsizlik nedeniyle bitmesinin altınların erkeğe iadesi sonucunu doğurmadığının altını çizdi. Takıların kadının elinden zorla alınması halinde veya telafi etmek kaydıyla alınmışsa boşanma davasına ek veya ayrı bir dava ile altınların iadesi istenebileceğinin bilgisini veren Av. Ayşe Deniz Oral, “Altınlar bozdurulup birikim hesabına konmuşsa bu durumda mal rejimi tasfiye kurallarına göre paylaştırılır” dedi.
“Bu tür davalarda en sık yapılan hata ilk kavgada düğün fotoğraflarını ve videolarını tahrip etmektir. Düğün videosu veya fotoğrafı olmadan salt şahitle altınların varlığını ve miktarını ispatlamak zordur. Kadın tarafı kendi eliyle kendi delillerini tahrip edebilmektedir. İkinci hata da düğün video ve fotoğraflarının akrabalara dağıtmamaktır. Ne kadar çok paylaşılırsa bu delillere ulaşmak o kadar kolaylaşacaktır.” Av. Ayşe Deniz Oral
