
Her gün düzenli olarak kullanılan bu eşya, doğru şekilde saklanmadığında bakteri ve mikroorganizmalar için adeta bir üreme alanına dönüşebiliyor.

Banyolar, hijyenin merkezi gibi görünse de aslında evin en riskli alanlarının başında geliyor. Sürekli yüksek nem oranı, ani ısı değişimleri ve çoğu evde yeterli havalandırmanın olmaması, bakterilerin hızla çoğalmasına zemin hazırlıyor.

Araştırmalara göre banyodaki nemli ortam, özellikle bakteri ve küf oluşumunu kolaylaştırıyor. Bu mikroorganizmalar yüzeylerden havaya, havadan da sık kullanılan kişisel eşyaların üzerine taşınabiliyor. Yani temas etmeseniz bile banyodaki hava, hijyen açısından düşündüğünüz kadar temiz olmayabiliyor.

Uzmanların son yıllarda özellikle üzerinde durduğu konulardan biri de tuvalet sifonu sırasında oluşan aerosol etkisi. Tuvalet kapağı açıkken sifon çekildiğinde, mikroskobik su damlacıkları havaya yayılıyor. Bu damlacıkların içinde tuvalet atıklarıyla ilişkili mikroorganizmalar bulunabiliyor.

Bilimsel çalışmalara göre bu partiküller birkaç saniye içinde banyonun farklı noktalarına ulaşabiliyor. Lavabo çevresi, havlular, sabunluklar ve açıkta bulunan kişisel bakım ürünleri bu yayılımdan doğrudan etkilenebiliyor.

Uzmanlara göre bu görünmez yayılımın en savunmasız hedeflerinden biri diş fırçaları. Açıkta bırakılan diş fırçalarının kılları, sifonla havaya yayılan mikropları kolaylıkla tutabiliyor. Özellikle tuvalete yakın konumlandırılan diş fırçalarında bu risk daha da artıyor.

Diş fırçası üzerinden taşınan mikroplar, yalnızca diş ve diş eti sağlığını tehdit etmiyor. Uzmanlara göre bu durum uzun vadede sindirim sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde de olumsuz etkiler yaratabiliyor. Mümkünse diş fırçanızı banyo dışında, kuru ve havadar bir alanda saklamanız öneriliyor. Banyoda tutulacaksa kapaklı ancak hava alabilen bir dolap tercih edilmesi önem taşıyor.
