Hem yabancı hem tanıdık hisler

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

SERAY ŞAHİNLER – Tekrarlayan renkler ve motifler aracılığıyla, doğayı içsel ve dışsal dünyanın geçici bir biçimde kesiştiği bir alan olarak kurgulayan Dilge Kutluoğlu, Türkiye’deki ilk kişisel sergisini sanatseverlerle buluşturdu. İsviçre’de doğup büyüyen, hâlen İstanbul-Cenevre arasında yaşayan ve çalışan Kutluoğlu’nun “Inner States Outer Spaces” adlı sergisi offgrid art project’te açıldı.

Otmar Uras iş birliğiyle düzenlenen sergide sanatçı izleyiciyi var olmayan mekânların sınırlarında dolaştırıyor. Galerinin girişinden itibaren sizi hayali manzaraların zihninizde oluşturduğu görüntülerin arasında gezdiriyor. Tablolardaki manzaralar, yeşillikler, günün ve güneşin yeryüzüne yansıdığı kırılgan renkler ‘günlük güneşlik’ hissi verse de eserle geçirdiğiniz sürenin uzamasıyla anlatı yerini karamsarlığa, belirsizliğe ve tekinsizliğe bırakabiliyor.

Algı düzleminde buluşma

Hafıza, atmosfer ve metafiziğin iç içe geçtiği bu düşsel peyzajlar, sanatçının dünyasında hem içsel hâllerin hem de dışsal mekânların yeni bir algı düzleminde buluştuğu bir deneyim sunuyor. Sanatçının eserlerindeki yağlı boya ve kuru pastel tercihi de hayatın ikiliklerden ibaret olduğunu ve her şeyin uçucu olabileceğini de söylüyor.

Serginin atmosferi üretim sürecinin temelini oluşturuyor. Doygun renkler, ışığın dağılımı ve atmosferdeki kırılmalar, duygudurumları ve algısal eşikleri ifade eden bir dil olarak kullanılıyor. İzleyici, bu hayali manzaraların içine adım atmaya davet ediliyor ve dış mekânı kendi duygusal ya da psikolojik alanının bir uzantısı gibi deneyimliyor. Bu yaklaşım, dış dünyanın içsel deneyimle buluştuğu; dış mekânların içsel hâlleri yansıttığı bir alan yaratıyor.

“Inner States Outer Spaces”, ziyaretçileri kendi içsel dünyalarıyla ilişki kurmaya ve hem yabancı hem de tanıdık hisler taşıyan bu hayali manzaraları keşfetmeye davet ediyor.

Herkes kendi gerçekliğini görsün 

Dilge Kutluoğlu: “Teknolojinin, telefonların hayatımızda olmadığı masalsı bir dünya düşledim. Kendim de teknolojiye tepki olarak eserlerimi üretiyorum. Sokakta gezerken elimizde telefon varsa dünyayı göremiyoruz. Dolayısıyla eserlerin çıkışında biraz da teknolojiye olan tepki var. Renklerin konumlanması modları etkiliyor, ben de modların üzerinden gidiyorum. Hiçbiri gerçeklik üzerine değil, baktıkça herkesin kendi gerçekliğini görmesini istiyorum.”