‘Hikâyeleri biz dişilerin yazdığı yere hoş geldin’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

ÜMRAN AVCI – Aslı Tohumcu, son romanı “Öylesine Bir Sevgili”de büyülü gerçekçiliğe göz kırpıyor. Daha ilk satırlarda “Yalnız biz dişilerin idrak edebileceği karanlık bir neşe içerir” diyerek romana dair ipucu veren yazar; gerçekle mitin iç içe geçtiği gotik bir hikâye anlatıyor. “Öylesine Bir Sevgili” adındaki anlatıcı, sadece kadınların canlı girebildiği dükkânda erkeklerin kendi ağzıyla yüzdüğü derilerini koleksiyonuna dahil ediyor. Kadınlarda ‘sürüsüne bereket’ isyan ve üzüntü uyandıran acı hikâyelerin birbirine imlendiği romanda; eril dünyanın ötelendiği öfkeli ve intikamcı bir ses yükseliyor…

■ Kitabı okurken eril dünyaya karşı öfkeli bir ses geliyor kulaklara… Kadınların taşan öfkesinin satırlara dökülmesi demek mümkün mü?

Anlatıcı, romanın başında, aktardığı hikâyeyi ‘yalnız biz dişilerin idrak edebileceği karanlık bir neşe’ diye tanımlıyor ve hikâyenin, bu karanlığı yaratanlara iştahla musallat olacak bir dehşet içerdiğini belirtiyor. Dolayısıyla evet, bir öfkeden rahatlıkla söz edebiliriz. Bu öfke, kadınların birbirine büyük bir sinir sisteminin nöronları gibi bağlı olduğu ortak bir acı ağından besleniyor. Romandaki dükkânı harekete geçiren şey, bu acı ağındaki bir ‘aciliyet hissi’. Satırlara dökülen de sadece benim, yani bir yazarın hayal gücü değil, erkeklerin istilacı seslerinin susturmaya çalıştığı kadınların gerçek ve öfkeli sesi.

■ Kitabın bir yerinde, “Erkeklere vicdan borcumuz” yok diyor anlatıcı. Bunu biraz açalım mı?

Bu ifade, romandaki intikam temasının ve anlatıcının adalet anlayışının özü bence. Anlatıcı, yıllardır erkekleri ‘yeryüzünden kirli bir kabuk gibi’ sıyırarak, derilerini yüzüp ruhlarını ele geçirerek koleksiyonuna katıyor, onları sonsuz bir acıya mahkûm ediyor ve bu konuda herhangi bir pişmanlık duymuyor. Neden? Tanrı bile adil davranmak yerine erkeklerle suç ortağı olmayı seçmiş onun gözünde. Bu ilahi boşlukta, kadınlar kendi adaletlerini inşa etmek zorunda kalmış. Ayrıca yine anlatıcı, ‘hiçbir erkek hiçbir şeyimiz olamaz bizim… bütün erkekler canavardır’ diyerek eril dünyayı tamamen dışlıyor. Erkeklere karşı bir vicdan borcu hissetmek, anlatıcıya göre ‘süzme aptallık’ veya kadınların kaderini tartamayan bozuk bir terazinin parçası olmak anlamına geliyor.

■ Hikâye bir daha yeşeremeyeceğini düşünen, annesi gibi ölmekten korkan, acı çeken kız kardeşlere bestelenen bir marş, anlatılan bir masal sanki. Buradaki motivasyonunuz neydi? 

Motivasyonum, kadınların maruz kaldığı ortak travmaları birer iyileşme ve isyan hikâyesine dönüştürmekti. O yüzden romanın başında, ‘hikâyeleri biz dişilerin yazdığı yere’ hoş geldin çağrısı var. Hikâyeyi kurtulanın, hayatta kalanın gözünden anlatma çabası, motivasyonu var. Erkeklerin ‘lanet’ dediği şeyleri kadınlara bir ‘hediye’ olarak sunmak, hikâyeyi ‘yeni sevgiliye’ yani okuyucuya devrederek ‘erkeklerin seslerini susturma’ görevini devretme arzusu var. 

‘Birilerinin yüreğine su serpersem ne mutlu bana’ 

■ “Öylesine Bir Sevgili”nin bir bölümünde kurmaca yazmaya bir ‘güzelleme’ var. Burada gerçek duygularınızın da devreye girdiğini var saymak mümkün sanırım. Siz en çok hangi kılığa bürünmeyi, hangi kıyafeti üzerine giyinmeyi sevdiniz?

Alıntıladığınız yerde anlatıcının kastettiği, o ganimetleri toplamak için girdiği kılıklar. Avcı olarak büründüğü roller yani. Bense böyle bir avcının hayalini kuran bir yazarım sadece. Bu romanla birilerinin yüreğine su serpersem ne mutlu bana. Bu rolü kuşanabilirsem ölsem de gam yemem. Gerçeği olduğu gibi aynalayan yazar Aslı Tohumcu’nun bu romanla kuşandığı, büyülü gerçekçiliğe yaklaşmaya çalışan hâli de sevdiğimi söyleyebilirim.

■ Teşekkür bölümünde “Kadın her yerde kadının yurdu. Kimse aksini düşünmesin” cümleniz manifesto gibi…

Kadınlarla ve kadınların şefkatiyle çevrili bir hayat sürüyorum. Yazar olma hayalini ilk kurduğum günü, aradan 35 yıl geçse de dün gibi hatırlıyorum. O genç kız, kadınların sevgisi ve muhabbetiyle böylesine sarılıp sarmalanmayı asla hayal edemezdi. Edebiyatın bana verdiği en büyük hediye bu. Bu yüzden de benim gözümde kesinlikle kadın kadının yurdu.