‘Kaybettiğimiz çocuklarımıza ağlıyoruz’

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

EFNAN ATMACA – Özge Özder ile Özgür Kaymak’ın sahnede çok zor bir hikâyenin üstesinden geldiği “Gidion’un Düğümü” adlı oyun hayatın en büyük düğümünü gösteriyor. Annelik, öğretmenlik, çocukluk, zorbalık üzerine sert bir ayna tutuyor ebeveynlere ve eğitimcilere. Oyuncular yanı başınızda. Anneyi oynayan Özder’a sarılıp yasına ortak olmak istiyorum seyrederken neyse ki yalnız değilim. En zor yüzleşmeye hazır mısınız? 

Özge Özder: ‘Oyun anneyi de namlunun ucuna koyuyor’

■  “Gidion’un Düğümü” çok sert bir oyun. Siz oynarken neler hissediyorsunuz?

Oyun çok sert, çok gerçek ve derin bir oyun. Sizin hissedip yapamadığınızı yapan, yani selamda bana sarılan, oyun esnasında çok kötü olup çıkan ya da omzumda gözyaşlarına boğulan ama tüm bunlara rağmen yine de oyunu 12 den fazla izleyip her defasında yeniden dağılan çok fazla seyircimiz var. Çünkü bu rahatsız edici derecede sert metinin izleyici üzerinde değişik bir katarsis etkisi de var. Hem yaralanmaya hem de yaralarını sarmaya, bile isteye gözyaşını bırakmaya geliyor izleyici. Aramızda 10 cm var izleyici ile temas ettiklerim de oluyor, bizimle birlikte o yası tutmaya, göz göze bakıp ağlamaya geliyorlar. Çünkü aslında her oyun o cenazeyi bir kez daha kaldırıyoruz hep birlikte. Anlaşılmadığı için kaybettiğimiz çocuklarımıza ağlıyoruz. Eğitim sistemimizle ya da ebeveyn olarak kendimizle bir kez daha yüzleşiyoruz.

Bana gelince… Bu metine âşık olup, yönetmenimi bulup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yönetimine veren benim. Kariyerimde bir ilktir bu. Kendi hayalimi sahne üstünde gerçekleştirmek, istediğim rolü, istediğim takım arkadaşlarımla oynamak büyük ödül. Değerli yönetim kurulumuz ve Genel Sanat Yönetmenimiz Ayşegül İşsever de metinin ne kadar güncel ve repertuvarda olması gereken bir metin olduğunu görmezden gelmeyip sevinçle kabul ettiler. Akran zorbalığı ve şiddete eğilim artık görmezden gelebileceğiniz bir noktada değil çünkü. Çocuklarımızı kaybediyoruz. Sebebini anlamak ve irdelemek zorundayız. Bu oyunu dört gün gün üst üste ve hatta matine, suare oynamayı istemek bir oyuncu için bir tür delilik, insanın canına kastı olması lazım çünkü çok ağır bir metin. Ama seyirciyle buluşmalıydı. Ve tam da bu zamanda, bu şekilde ve bu sahnede. İyi ki yaptık diyorum ve emeği geçen herkesle gurur duyuyorum.

■ Oyun ebeveynlik hakkında çok şey söylüyor. Size en çok dokunan, en çok altını çizmek istediğiniz nedir?

Gidion benim oğlum, proje yani oyunumuz meslek hayatımın biriciği ve benim için çok özel çok anlamlı. Kalbimde öyle derin izler taşıyorum ki bu oyunu oynamadan önce ve sonra diye bir şey var artık benim için. Ben de bir kapıdan geçtim aslında bu rolle. Ne aynı Özge var artık, ne de aynı oyuncu kadın, ben de bambaşka biriyim. Anne olarak da öyle. Oyunun en güzel yanı suçluyu ararken namluyu her seferinde kendi alnına dayaması. Bu anlamda bir çocuğu en çok seven ve düşünen kişinin annesi olması da yetmiyor. Anneyi de namlunun ucuna koyuyor.

■ Ahlak ve etik üzerine tartışma yaratan pek çok yanı var. Sizin anneliğinde nasıl bir izi kalacak?

Bir metinle bu kadar içsel bir yolculuğa çıktığınızda aklınıza ruhunuza bedeninize göz bebeğinize çakılı kalıyor o deneyim, evrim geçiriyorsunuz. Sahnede döktüğünüz ter ve gözyaşı bile o metinle kimya değiştiriyor. Böyle metinlerin insana yükü çok fazla ama kattığı çok şey var. Demir nasıl dövülerek işleniyorsa bu metinler de oyunculuğunuzu öyle işliyor işte. Delik deşik hissediyorsunuz, acı çekiyorsunuz ama aynaya baktığınızda sizi nakış gibi işlediğini fark ediyorsunuz, artık başka bir ben oluyorsunuz. Annelikle de ilgili öğretisi büyük oldu bana. Entelektüel bir annenin yaptığı bazı seçimlerin bazı sonuçları da var mesela oyunda. Spoiler vermek istemiyorum şimdi ama çok sözü var oyunun. Gidion için söylenecekler bitmez ama benim için meslekte arkama dönüp baktığımda, ya da son nefesimi verirken sahneye dair hatırladıklarımda gözümün önünden kesit olarak akacak olan oyunum olacak onu biliyorum. 

Özgür Kaymak: ‘Zorbalığın şekli ve boyutu çok geniş bir yelpazede’ 

■ “Gidion’un Düğümü” gibi sert oyunda hikâyeyi ‘suçlu’ atfedilen taraftan dinlemek çok farklı bir deneyim. Sizi en çok etkileyen neydi?

Peki suçlu mu? Tam bu noktada kurulan denge beni oyunda en çok etkileyen şeydi. Kim haklı? Susarak vereceği cevapların yaratacağı etkisinden çok “Anne buna hazır mı?” alt metnini sürekli kafasında çeviren bir öğretmen. Susarak birçok cevabı içinde barındırıyor olması da hem oyuncuyu zorlayan hem de seyircinin de sabrını zorlayan bir noktada kurulmuş. Rol ağırlığını replik sayısına bağlı olmadan sahnedeki karakteri harika bir örgü ile kuran yazarın başarısından etkilenmemek mümkün değil. Öğrencilerin özel hayatına dair bilgi sahibi olmanın hayat kurtarıcı bir noktada olabileceği ve bunu başaramamış bir öğretmenin pişmanlığı duygu olarak kalıyor. Bazı mesleklerdeki profesyonelliğin sınırlarını geniş tutmakta fayda var.

■ Sahnede deneyimlediğiniz kadarıyla öğretmenin gözünden baktığınızda velilerin öğrencilerle ilişkileri için ne dersiniz?

Oyundaki velinin tam tersi çocukların çok güçlü olduğunu düşünmüyorum. Onların okulda yaşadığı ve bize önemsiz gelen durumların onların çok değişken olan duygu durumlarına tahminimizden daha fazla zarar verdiği gerçeği var. Zorbalığın şekli ve boyutu çok geniş bir yelpazede. Ebeveynlerin çok iyi gözlemlemeleri gerekiyor çocuklarını. Ve okuldaki durumlarına dair her türlü bilgiye ulaşmanın peşine düşsünler. En ufak bir ipucu, bir öğretmeniyle konuşmak çocuğun hayatını etkiler. Annesi, Gidion ‘un bu kadar başarılı hikâye yazıyor olduğunu biliyor olsaydı, yönelimlerini anlasaydı bambaşka bir hayatları olacaktı.