
Panel binada yaşayan ev sahibi, tam 5 yıl önce merkezi ısıtmayı kapatma kararı aldı. İlk bakışta etkisiz bir hamle gibi görünen bu adım, zamanla büyük bir hikayeye dönüştü. Evinin sıcaklığını sabit 22 derecede korumayı başaran ev sahibi, bunu yaparken neredeyse hiç ısınma faturası ödemedi.

Eski sistemde her yıl ortalama 45 bin ruble olan ısınma gideri ortadan kalktı. Bugünkü kurla yaklaşık 24 bin liraya denk gelen bu miktar, artık sadece tasarruf hanesinde yazıyor. Bu kararın başlangıcında ev sahibi ve komşuları arasında geçen diyaloglarda 1Bu evde yaşanmaz, donarsın” gibi cümleler sıkça duyuluyordu. Bunun üzerine ev sahibi, merkezi sistemi kapatmanın tek başına yeterli olmadığını ve bunun bütüncül bir mühendislik yaklaşımı gerektirdiğini anladı.

Norveç ve Finlandiya’da yıllardır uygulanan yalıtım ve enerji verimliliği yöntemleri, adım adım bu daireye uyarlandı. Amaç evi bir termos gibi çalışır hale getirmekti. Sonuç beklenenden de etkili oldu. Kışın sert geçtiği dönemlerde bile evin içindeki sıcaklık düşmedi. Üstelik bunu sürekli çalışan radyatörler olmadan başarabilmişti.

Başarının temelinde tek bir hamle yok. Birbiriyle uyumlu birkaç kritik adım var. Ev sahibi, yaptığı her uygulamayı uzun araştırmalar ve profesyonel destekle hayata geçirdiğini özellikle ifade etti. Başladığı ilk bölge ise pencereler oldu. Ev sahibine göre bir evin en çok ısı kaybı yaşadığı alan pencere yakınlarıymış.

Standart çift camların ciddi ısı kaybına yol açtığını fark eden ev sahibi, tüm pencereleri üç katmanlı ve enerji tasarruflu camlarla değiştirdi. Bu camlar normal modellere göre daha pahalı olsa da fark kısa sürede kendini gösterdi. Dışarıda hava eksi 30 derecelere kadar düşse bile, iç mekandaki sıcaklık sabit kaldı. Ayrıca sadece camlar değil, montaj sistemi de İskandinav ülkelerinde kullanılan yöntemlerle yapıldı.

Pencere kenarlarında en ufak hava kaçağına izin verilmedi. Buhar ve su sızdırmazlığı için özel katmanlar kullanıldı. Bu detaylar sayesinde yoğuşma ve nem problemi de tamamen ortadan kalktı. Üstelik bu adım, evin ısı tutma kapasitesini ciddi biçimde artıran ilk büyük hamleydi.

Dış cepheye müdahale imkanı olmadığı için yalıtım içeriden yapıldı. Duvarların tamamı 10 cm kalınlığında bazalt yünüyle kaplandı. Bu işlem sırasında her odadan birkaç santimetre alan kaybedildi. Ancak sonuç oldukça çarpıcıydı. Isı kaybı önceki duruma göre yaklaşık dört kat azaldı. Ev içindeki sıcaklık çok daha uzun süre korunmaya başladı.

Yalıtım arttıkça ortaya çıkan en büyük sorun havalandırma oluyor. Havasız kalan evler hem konforu düşürüyor hem de sağlıksız bir ortam yaratıyor. Bu noktada devreye ısı geri kazanımlı havalandırma sistemi girdi. Kurulan sistem, dışarı atılan kirli havanın ısısını alarak içeri giren temiz havayı ısıtıyor. v sahibi radyatörleri tamamen sökmedi. Sistem sadece kapatıldı ve vanalar kapalı tutuldu. Böylece istenildiği takdirde eski sisteme geri dönme ihtimali de korunmuştu.
