Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Kendilerini ‘Döner Ailesi’ ya da ‘Can Mantar Ailesi’ olarak tanımlayan aile; 27 yaşındaki sağlıkçı Şermin Döner, yıllardır ticaretle uğraşan 57 yaşındaki girişimci baba Muammer Döner, ev hanımı anne Güler Döner, kardeşler Şeyda ve Efe Can ile Şermin Döner’in eşi Sıtkı’dan oluşuyor. Henüz öğrenimine devam eden en küçük kardeş Efe Can bile üretim sürecinin bir parçası olmuş durumda. Ailenin şehirle bağı aslında hiç kopmamış. Köyde bir evleri olsa da babanın şehir merkezindeki işletmesi ve çocukların eğitim hayatı nedeniyle uzun yıllar şehirde yaşamışlar.
‘1 YIL İÇİNDE EĞİTİM ALARAK, ARAŞTIRARAK, SAHADA ÖĞRENDİK İŞİ’
Muammer Döner’in işi gereği sık sık yurtiçi ve yurtdışı seyahatlere çıkması, aile içindeki buluşmaları da zorlaştırmış. ‘Öyle dönemler oldu ki aylarca birbirimizi göremedik’ diyen Şermin, “Şehir temposu içinde dönem dönem yalnız kalarak koşturmaya ve daha çok çalışmaya dayalı bir yaşam sürüyorduk. Köyde mantar üretmek de babamın fikriydi. Bu fikir 2024 yılında amatör bir ruhla ortaya çıktı. Babam şehirdeki işletmesini kapattı ve tamamen köyde vakit geçirmeye başladı. Bizler de okullarımızın bitmesiyle köyde daha çok vakit geçirmeye başladık. Babam köyde üretim yapmak istiyordu ve bunun üzerine uzunca saatler konuştuk, diğer illerdeki mantar tesislerini gezdik ve sonunda kurmaya karar verdik” şeklinde konuştu.

Babasının yıllar içerisinde birçok kez yurt içi ve yurt dışında ticari faaliyetler gösterdiğini söyleyen Şermin, “Babamın, kurup devrettiği birden fazla firma oldu, girişimcilik ruhu onda hep vardı. Hepimizi cesaretlendiren oydu. Ailece daha fazla bir arada olabileceğimiz için biz de çok heyecanlıydık. Neden mantar üretimini seçtiğimiz bize çok soruluyor. Mantar üretimi kapalı alanda, kontrollü ve düzenli yapılabiliyor. Küçük alanda yüksek verim alınabilmesi, yıl boyunca üretime imkan tanıması, pazarı olan bir ürün olması ( arz – talep yüksek), eleman gücü gerekmeden aile içinde yürütülebilecek olması bizim için belirleyici oldu” dedi ve ekledi:
“Daha önce çiftçilik ya da mantar üretimi ile ilgili doğrudan bir tecrübemiz yoktu. Babamızın ticaretten gelen planlama ve disiplin anlayışı, bizlerin öğrenmeye açık olması süreci kolaylaştırdı. 1 yıl içinde eğitim alarak, araştırarak ve sahada öğrenerek ilerledik. Biz ardiye olarak kullandığımız alanı mantarhaneye dönüştürdük, bu süreçte tamir düzenleme aşamaları, iklimlendirme ve raf sistemini kurmak bizi zorladı iş birliği yaparak ve zamana yayarak 6 aylık bir süreçte tamamladık diyebiliriz. Planlı bir çalışma ile bu süre 2 aya kadar düşebilir.”
‘MESAİ, KALABALIK, TRAFİK OLMADAN KENDİMİZE VAKİT AYIRMAYA BAŞLADIK’
‘Şehirden kırsala geçince günlük hayatımızda ilk olarak zaman algımız değişti’ diyen Şermin, “Mesai, trafik, kalabalık olmadan sakinlik içerisinde iş yürütüp kendimize daha çok sosyal vakit ayırmaya başladık. Doğayla iç içe olmaya ve at beslemeye başladık. Tüketen gruptan üreten gruba geçtik diyebilirim. Şehirde herkes aynı evde yaşasa bile ayrı hayatlar sürüyor, kırsalda birlikte üretmek birlikte yorulmak birlikte dinlenmek aile ilişkilerimizi de güçlendirdi. Şehirde işe giderken sorduğumuz ve bazı sabahlar hepimizin sorduğu neden burada çalışıyorum sorusu cevapsız kalırken kırsalda bu sorunun cevabı belli oldu, neden çalıştığımız belli, ailemiz, emeğimiz, üretimimiz geçinmemiz ve geleceğimiz için” bilgisini paylaştı.
Mantar üretiminin en zahmetli ve en ağır kısmının taşıma işleri, ve mantarların ısı nem takibi olduğunu dile getiren Şermin, “Taşıma işleri tamamen beden gücüne dayandığı için çok yorucu olabiliyor. Mantarhanenin ısı nem ve hijyeninin her gün her saat kontrol edilmesi gerekiyor. Böylece hepimiz aynı anda evden ayrılamıyoruz biri mutlaka kontroller için kalıyor. Ancak, ailecek çalışmak işi genel olarak kolaylaştırıyor, güven ve sorumluluk paylaşımımız çok yüksek herkes birbirini düşünüp yardımcı olmaya çalışıyor dönem dönem fikir ayrılıklarımız olsa da günün sonunda ortak noktada buluşabilmek güzel” ifadelerine yer verdi.

‘BU İŞİN YÜZDE 50 KAR MARJI VAR’
‘Üretimde temel olarak bir görev dağılımı yok herkes her işi yapıyor her işe destek oluyor, örneğin kompostların hepsini ortak taşıyoruz’ diyen Şermin, “Mantarhanenin takibini ağırlıklı babam yapsa da hasat aşamasında yine hep beraberiz. İlk hasadımızı hatırlıyorum da, hepimiz sabırsızlık heyecan ve bir soru ile bekliyorduk. İlk mantarların çıktığını görmek büyüleyiciydi hepimiz sürekli girip çıkıp mantarlara bakıyorduk. Emeğin karşılığını görmek çok heyecanlı ve gurur vericiydi. O an tüm yorgunluğa ve koşuşturmacaya değdi diyebiliriz” şeklinde konuştu.
Mantar üretiminde hata payının ne kadar yüksek olduğunu sorduğumuz Şermin, “Mantarhanenin sürekli hijyenik olması ve ısı neminin kontrol altında olması gerekiyor burası en kolay ve en pahalı hatalar meydana getirebilecek bir alan. Takip sürecinde takip panosunda yanlışlıkla bastığınız bir düğme örneğin sıcaklık ayarını bozmak, tüm üretimin çöp olmasına sebep olur. Biz sıkı takipler gerçekleştirdiğimiz için şuan pahalı bir hatamız olmadı. Bu işin kazancıyla ilgili de şunları söyleyebiliriz. Doğru planlama ve düzenli üretim ile kısa vadede değil ama orta vadede tatmin edici gelirler sağlıyor, şimdiye kadar ticari alanda yaptığımız en karlı iş. Yüzde 50 kar marjı var” ifadelerine yer verdi.
‘100 METREKARE HAZIR TESİS KURULUMU 500 İLA 700 BİN TL ARASINDA DEĞİŞİYOR’
Böylesi bir girişime ayrılması gereken bütçe için Şermin, “Bizler mevcutta bulunan bir alanı değerlendiğimiz için ve raflar dahil bir çok işi kendi elimizle yaptığımız için 2 yıl önce düz hesap ile 300 350 bin TL gibi bir fiyata kurulum yaptık. Bugünlerde 100 metrekare anahtar teslim hazır tesis kurulumu 500 bin TL ile 700 bin TL arasında değişiyor. Bugün bildiklerimizi en başında bilseydik kesinlikle bu işi yıllar önce yapmaya başlardık” dedi ve ekledi:
“Bu sadece bir üretim değil. Doğanın aceleye gelmeyeceğini sabırlı olmak gerektiğini, ne kadar plan yaparsak yapalım her şeyin kendi zamanı ve ritmi olduğunu beklemenin de keyifli bir süreç olduğunu da öğrendik. Emeğin karşılığının hemen gelmediğini ama doğru zamanda mutlaka geldiğini gördük. En önemlisi yavaşladık ve elimizden gelenin en iyisini yapıp zamana bırakmayı öğrendik.”

‘MANTAR ALIRKEN BUNLARA DİKKA EDİLMELİ’
Mantar alırken insanların dikkat etmeleri gereken şeyler olduklarını söyleyen Şermin, “Mantar alırken öncelikle günlük taze kesim olmasına ve kokusuna dikkat edilmeli. Parlak, diri ve doğal görünümlü olması önemli. Kararmamış ve sulanmamış olmalı. En büyük hata ise sadece fiyata bakarak seçim yapmak; üretim koşulları ve güvenilirlik tazelik de mutlaka sorgulanmalı” şeklinde konuştu.
‘Mantar üretimine başlamak isteyenlere kesinlikle bugünkü şehir hayatlarından daha mutlu huzurlu ve birliktelik içinde olacaklarını söylerim’ diyen Şermin, “Yine de bu işe girmeden önce mutlaka kapsamlı araştırma yapmalarını, eğitim almalarını ve sabırlı olmalarını söylemek gerekli. Üretim süreci kolay değil ciddi emek ve sorumluluk gerektiriyor ancak birlik beraberlik içinde üstesinden gelinebilir. Şehirden kırsala geçmek daha önce hiç kırsalda bulunmayan biri için sadece adres değil, yaşam biçimi alışkanlıkları ve beklentilerinin neredeyse hepsini değiştirmek demek. Ailecek yapılabilecek bir iş olduğu için herkesin bu adres ve hayat değişikliğini kabul etmesi, herkesin beklentisinin ve rolünün net olması ve açık konuşulması çok önemli. Sabırsız davranmak sorumlulukları kabul etmemek hızlı büyümek istemek veya çok kısa sürede yüksek kazanç beklemek hata olur. Üretim zaman emek istiyor ve aceleye gelmiyor. Şunu açıklıkla söyleyebiliriz ki emek verildiğinde ve doğru şekilde yapıldığında karşılığı sadece maddi olmuyor. Ailece birlikte üretmek aynı hedef için çalışmak ve günün sonunda emeğin karşılığını görmek insanı hem güçlendiriyor hem de birbirine daha çok bağlıyor. Son olarak bu yola çıkacak olanlara tavsiyemiz, sabırlı, kararlı ve öğrenmeye açık olmaları” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bugün geriye dönüp baktığınızda bu kararı almak hayatımızın yönünü ve beklentilerini tamamen değiştirdi. Daha önce aynı aile içinde olsak da çoğu zaman ayrı hayatlar yaşıyorduk. Bugün ise birlikte üretiyor birlikte yoruluyor ve aynı şeye birlikte seviniyoruz. Hem bireysel hem ailevi olarak güçlendik. Mantar üretimi bize sadece bir geçim kaynağı sunmadı sabrı emeği emeğin ve üretimin değerini, birlikte hareket etmenin önemini öğretti. En önemlisi de eksik kalan aile zamanını telafi etmemize vesile oldu. Geriye dönüp baktığımızda zor ama doğru bir karar verdiğimizi ve bulunduğumuz yerde mutlu olduğumuzu söyleyebiliriz.”
