ÜMRAN AVCI – Menekşe Toprak, son romanı “Peri”de bir çocuk istismarını, mağdurun gözünden anlatırken, failin ailesi olmanın ağırlığını ve sorumluluğunu görünür kılıyor. Hikâyenin kahramanı Perihan (Peri), henüz 12 yaşındayken ev işlerinde yardımcı olsun diye Münevver Hanım’ın evine yerleştiriliyor. Fail ise Münevver Hanım’ın oğlu, boşanmış, öz çocuğunu görmesi engellenmiş A. Okur, Peri’nin 12 yaşından 23 yaşına uzanan hikâyesini kızın kendi ağzından öğreniyor. Hikâyeye ses veren bir diğer isim ise istismarcının oğlu Kaan. Güncelliğini yitirmeyen netameli bir konuyu edebiyata taşıyan Toprak, bir günahın tanığıyken, susarak o günaha ortak olmanın yarattığı yıkımı gözler önüne seriyor.
■ Peri’nin yaşadıkları üzerinden bir istismar mağdurunun psikolojisini resmediyorsunuz. Hazırlık aşaması nasıl geçti?
Önce beni Peri’yi yazmaya götüren ilk fikirle başlayayım: Dört yıl önce yayımlanan “Dejavu” romanımı yazarken Nabokov’un 1920’lerdeki Berlin yıllarıyla ilgilendim, bu arada onun 1955 yılında yayımlanan “Lolita” romanına da bir kez daha baktım. Lolita ilk iki okumamda orta yaşlı bir erkeğin bir ergene duyduğu saplantılı, sıra dışı aşkın öyküsüydü ama bu son okumamda bir kız çocuğunun istismar edilmesinin öyküsü olarak çıktı karşıma. Algımın değişmesinin bir nedeni de sanırım o sırada “Dejavu” romanımın ana kahramanı Suat Derviş’in babaannesinin üzerinden geçmişteki cariyelik gerçeğine dikkatimi vermemdi. Çünkü Suat Derviş’in babaannesi bir konakta raks ederken dedesine hediye edilmiş 12 yaşında bir çocuktur. Bu yeni okuma beni üç yıl sonra su kenarında yetişkin bakışların altındaki Peri’nin hikâyesine götürdü. Tabii metne niyetlenmek bir romanın yazımı için yeterli değil. Devamını getirmek için konuya vakıf olmanız ve öyküsünü yazdığınız kişileri de iyi tanımanız gerekiyor. Bu yüzden konuyla ilgili bilimsel çalışmalara bakmam, sinemadaki örneklerini, mağdurlarla ve hatta pedofilik eğilimleri olan insanlarla yapılmış söyleşileri izlemem gerekti. Şunu söyleyebilirim: Bu konu Almanya’da bizim ülkemize oranla daha fazla konuşulduğu için en çok Almanca kaynaklardan yararlandım.
■ Bir söyleşinizde “Yazmak cesaret istiyor” demiştiniz…
Edebiyat insanın karanlığına eğilmenin ve onu görünür kılmanın en iyi aracıdır. Bunu yapabilmek için yazarın öncelikle kendi duvarlarını kırması, otosansürüyle baş etmesi gerekiyor. Ben ancak o duvarı kırdıktan sonra kendi dilimi kurabildiğimi düşünüyorum ki “Valizdeki Mektup”ta toplanan ilk öykülerimi de ancak böyle yazabildim. Diğer türlü böylesi bir romana da cesaret edemezdim. Aslında altı yıl öncesine kadar aklımdan bile geçmezdi böyle bir konuya eğilmek. Peri’de bir adamın yıllarca istismarına maruz kalmış bir kızın ve oğlunun gözüyle insanlığın en korkunç eğilimine bakarken bir pedofilin portresini çiziyorum.
■ Günümüzün meselesi Peri… Son yıllardaki ifşalar bu kitabın yolunu açtı diyebilir miyiz?
Son yıllardaki ifşaların üzerimdeki etkisi büyük. Bir yandan da insanlığın tarihine baktığımızda çocuk istismarı hep vardı; sadece birkaç kuşak önce bu yasalarca suç sayılmadığı için buna istismar olarak bile bakılmıyordu. Diyeceğim, hikâyeler yaşanıyor zaten, biz yeni bir şey bulmuyoruz. Peri bu anlamda kimi kimin gözüyle anlatıyoruz sorusunun cevabı.
Aileye kalan utanç
■ Bir istismarcının oğlu olan Kaan’ın çocukluğu da Peri gibi enkaz aslında.
Kaan önceden planladığım bir figür değildi, kendiliğinden romanın ikinci anlatıcısı oldu. Sonradan fark ettim ki ben sadece bir istismarcının enkaza çevirdiği kişileri değil, ailesine de bakmak istiyorum. Bu yolla böylesi bir adamın bıraktığı mirası, utancın nasıl suskunluğa dönüştüğünü ve bu suskunların suçu nasıl beslediğini tartışma olanağı buldum. Bu yüzden romanın en konuşkan anları suskunlukta vücut buldu.
■ Herkesin bildiği ama görmezden geldiği bir durumla karşı karşıyayız.
Peri’nin yıllarca maruz kaldığı istismarın bir nedeni de istismarcı A’nın aile fertlerinin, akrabalarının kendi çocuklarını korumakla yetinmeleri ama susmaya devam etmeleri. Bu da yine genel olarak toplumsal bir sessizliğe, bir tabunun üzerine gitmemeye ya da gidememeye ve böylece suçun hasır altı edilmesine karşılık geliyor.
