Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – ABD Başkanı Donald Trump’ın çok sayıda ülkeyi hedef alan tehditkâr söylemleri sürüyor. Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun kaçırılıp ABD’ye götürülmesinin ardından Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro’yu da açık şekilde tehdit eden Trump, Küba’daki yönetimin de yakında çökeceğine inandığını söyledi. ABD Başkanı’nın, yakın zamanda Danimarka’ya bağlı Grönland’ın ABD’ye verilmesi gerektiğini söylediği ve İran’ı da hâlihazırda devam eden protestolara karşı güç kullanması hâlinde askerî müdahale ile tehdit ettiği biliniyor.

Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Trump, Kolombiya ve Venezuela’nın ‘çok hasta’ olduğunu söyleyerek Kolombiya hükümetini ABD’ye yönelik uyuşturucu ticaretiyle kazanç sağlamakla suçladı. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro’yu hedef alan Trump, “Bunu uzun süre yapamayacak. Size söyleyeyim” diyerek Kolombiya’ya karşı bir ABD operasyonu olup olmayacağı sorusuna “Bana iyi bir fikir gibi geliyor” yanıtını verdi. Trump’ın yakın zamanda art arda yaptığı çıkışlarının ardından gözler, bu söylemlerde tehdit edilen Kolombiya, Meksika, Panama, Küba, Kanada, Grönland ve İran’a döndü.
‘TRUMP NET BİR ZAMAN ARALIĞI BELİRTMEDİ’
Trump’ın Venezuela’da bundan sonraki sürecin nasıl olacağına ilişkin söylemlerinde net bir tarih bulunmadığına dikkat çeken Emeritus Prof. Dr. İlter Turan, “Trump’ın bu konuya ilişkin verdiği cevapta Venezuela’nın bir süre kendileri tarafından yönetileceğini ve bu durumun Venezuela geçişe hazır olana kadar devam edeceğini söyledi. Yani belirli bir vade ifade etmiyor. Şu an için zaten Venezuela’nın nasıl yönetileceğine ilişkin bir açıklama da yapmadı. Maduro’nun ABD’ye götürülmesinden sonra Venezuela’da başkan yardımcısı geçici başkanlık görevine başladı ve Venezuela halkının haklarını koruyacağını ifade etti ama bunu yaparken Amerika’ya karşı da daha yumuşak beyanlarda bulundu. Mevcut durumda ne Trump’ın sözlerinin ne anlama geldiğini ne de bu sözlerin vadesini biliyoruz” dedi.

ABD tarafından yapılan operasyonda ele geçirilen Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun yargılanması sürüyor
ABD Başkanı Trump, son yaptığı açıklamalarda Venezuela’da muhalefetin önde gelen isimlerinden olan ve hâlihazırda yurt dışında bulunan Nobel ödülü sahibi Maria Corina Machado’nun Venezuela’yı yönetmeye uygun bir isim olmadığını savunarak, “Onun lider olması zor olurdu bence. Ülke içinde destek ve saygı görmüyor. Kendisi çok iyi bir kadın ama ülkesinde saygı görmüyor” dedi. Bu söylemlerle birlikte Machado’nun Venezuela’yı yönetme ihtimalinin mümkün olmadığını vurgulayan Emeritus Prof. Dr. Turan, “Machado o kadar aşağılandı ki bu noktadan sonra Venezuela’nın başına gelmesi çok mümkün değil. Aslında Machado da son seçimlere girmesi engellenince kendi yerine asıl mesleği diplomatlık olan Edmundo Gonzalez Urrutia’yı aday göstermişti. Önümüzdeki süreçte Urrutia’nın Venezuela’nın başına geçme ihtimalini dışlamamak lazım. Ama mevcut durumda Machado’nun giderek önemli bir aktör olmaktan uzaklaştığını görüyoruz” şeklinde konuştu.
Mevcut belirsizlikte Venezuela’nın Porto Riko ile benzer bir son yaşayıp yaşamayacağı da merak konusu. Porto Riko, ABD’ye bağlı, iç işlerinde bağımsız özerk bir bölge olsa da resmî olarak ABD’nin eyaletlerinden birisi değil. Yani tüm Porto Rikolular doğuştan ABD vatandaşı sayılıyor ve ABD ana karasında da sınırlama olmadan yaşama hakkına sahipler; ancak başkanlık seçimlerinde oy kullanamadıkları gibi parlamenter düzeyde Kongre’de de temsil edilmiyorlar. Bu durumun Venezuela için geçerli olmayacağını ifade eden Emeritus Prof. Dr. Turan, “Venezuela’yı Porto Riko ile mukayese etmemek gerekir. Çünkü orası ABD’ye ait bir toprak parçası. Ancak Venezuela, bağımsız olduğunu düşündüğümüz bir ülke. Bu sebeple ikisini karşılaştırmanın yanlış olduğunu düşünüyorum” dedi.
‘TRUMP’IN NASIL DAVRANACAĞINI TEHDİT ETTİĞİ ÜLKELER BELİRLEYECEK’
Trump’ın tehdit ettiği ülkelere alt metinde “Benim dediklerimden ve istediğimden farklı davranmayın” mesajı verdiğini belirten Emeritus Prof. Dr. Turan, “Dolayısıyla bu söylemler, belirli bir vadeden sonra sizi de işgal edeceğimden çok ‘Ayağınızı denk alın.’ anlamı çıkarmak sanırım daha doğru” sözleriyle düşüncelerini açıkladı ve “Trump’ın nasıl davranacağı söz konusu ülkelerin davranışlarına göre şekillenecektir. Buna şu an için bir vade koymak pek doğru görünmüyor” dedi. ABD’nin benzeri bir operasyonu en son Panama’da yaptığını hatırlatan Emeritus Prof. Dr. Turan, Panama’ya yapılan operasyonda Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’nın yakalanmamak için Vatikan elçiliğine sığındığını hatırlatarak, “Noriega, ikna edildikten sonra elçilikten çıkarak teslim olmuştu ama Venezuela’da böyle bir durum yaşanmadı; yani Maduro teslim alındı. Yani aslında Panama’da olandan daha da ileri bir adım atılmış oldu. Ben bunun benzeri bir durumun başka bir yerde tekrarlanmasının pek kolay olacağını zannetmiyorum” dedi.
Trump, adımlarını aleni şekilde atan, diplomasi kurallarını zorlayan ve devletlerarası hukuka pek de önem vermeyen birisi. O sebeple bu şekilde davranmasını yadırgamamak gerekiyor. Kendisi ABD içinde de kanunlara saygılı birisi değil. ABD içinde kanunların el vermediği ölçüde zorlayarak topluma kendi isteklerini yaptırmaya çalışıyor ve kendisine karşı çıkanlardan da intikam almaya çalışıyor. Bu sebeple bu kadar açıktan bir askerî müdahale emri vermiş olması çok da şaşırtıcı değil. – Emeritus Prof. Dr. İlter Turan

Grönland, AB ve NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı bir toprak parçası
‘GRÖNLAND’A SALDIRMAK İÇİN NATO’DAN ÇIKMASI GEREKİR’
Trump’ın son dönemde sık sık konuşmalarına konu ettiği Grönland’ın, NATO üyesi olan Danimarka’ya bağlı bir toprak parçası olduğunun altını çizen Emeritus Prof. Dr. Turan, Trump’ın Grönland’a yönelik bir askerî müdahaleden önce ABD’nin NATO’dan ayrılması gerektiğini belirterek, “Grönland’a yönelik bir askerî hamle için önce NATO’dan çıkmaları gerekir. Bunun kısa vadede gerçekleşmesini de beklemiyorum. Bunun yerine Grönland ve çevresindeki NATO ve ABD askerî varlığını artırmaya yönelik adımlar atacağını görebiliriz” diyerek ABD’nin Grönland ve çevresinde daha fazla söz sahibi olup Rusya ve Çin’i dengelemek istediğini ifade etti.
Trump’ın Grönland çıkışlarında çoğu zaman savunma ve güvenlik vurgusu yaptığını hatırlatan Emeritus Prof. Dr. Turan, “Grönland ve çevresindeki iktisadî kaynaklar genel değerlendirmelerde sürekli yer alıyor olsa da Trump’ın Grönland’a yönelik söylemlerini meşrulaştırma aracı hep savunma ve güvenlik oldu. Ben bu çizgiden ayrılmasını beklemiyorum” şeklinde konuştu.
